Yazar Makaleleri

 Abdullah Büyük

  Örneğimiz ve Rehberimizden Alacağımız Dersler
Ekleme Tarihi: 26.08.2018

Mübarek aylarımız ve günlerimiz, Müslüman kardeşlerimiz için bir nevi gönlümüzün yakıtlarıdır. Aslında tüm günler, aylar, seneler, içlerini doldurduğumuz zaman çok kıymetlidir. Tarihimizin derinliklerinden gelen Receb,Şaban ve Ramazan ayları, Müslüman ümmet için, çok farklı zenginliklere sahiptir. Allah’ın ayı, Resulullahın ayı ve Ümmetin ayı olan ve halkımız tarafından üç aylar dediğimiz aylar, kıymetini bilenler için vitamin, kalori dolu aylardır.

    Bu mesajımızda Şaban ayının Resulullah’a ait olan ay olması sebebiyle, Peygamberimizden hayatımıza rehberlik yapacak bazı hadisleri, hadiseleri okuyucularımıza ikram etmek istiyoruz. Sadece bir istirhamımız vardır. O da her hadis ve hadise üzerinde durmanızı, düşünmenizi rica ediyoruz.
“Peygamberimiz bir gün Medine’nin kenar semtinde sahabesi ile giderken, ihtiyar bir hanımın ağladığını görür. Devesinin iyileşmesi için Allah’a dua ettiğini duyan Peygamberimiz: Ey Nine! Devenin yaralanmış yerine katran sür”, buyurur. Burada dikkatimizi çeken husus şudur: Deve fiziki bir hastalığa duçar olmuş. Lisani duadan önce merhem özelliğinde olan katranı devenin yaralanmış yerine sürdükten sonra lisani duaya devam etmesi gerekmektedir. Ne var ki günümüzde binlerce fiili dua bekleyen konular için sürekli lisani dua etmekteyiz.
Sevgili Peygamberimizin oğlu İbrahim vefat eder. Resulullah efendimiz evladı İbrahim’i defnettikten sonra mezarcıya: Mezarın falan yerinde delik görüyorum, lütfen düzelt, buyurur. Mezarcı der ki: Ey Allah’ın Resulü! Biraz sonra gideceğiz. Küçük bir delik için değer mi? Deyince, Peygamberimiz, kıyamet gününe kadar kulaklarımızda çınlayacak şu cevabı verir: “Biliyorum o deliğin zararı veya faydası yoktur. Ne var ki ziyaretçilerin gözlerini tırmalar”, buyurur. Böylece, estetik güzelliğin önemini ümmetine bildirmiş olur.
Hayber savaşının zaferle bitmesinden sonra, sahabeler evleri arama-tarama yaparken, gözlerine Tevrat nüshaları takılır. Tomar halinde olan kâğıtları doğruca Peygamberimize götürürler ve neticenin ne olacağını heyecanla beklerken, Peygamberimiz(sav), Tevrat nüshalarının olduğu gibi, rahiplere verilmesini emreder. Batı ve batı zihniyeti, Sicilya’da, Endülüs’te, Bosna-Hersek’te papazların talimatını nasıl yerine getirdiğini biliyor muyuz? Kitapları yakarak ısınmış su ile yıkanırsanız, günahlarınız affedilir, saçmalığını ilan etmişlerdir.
Peygamberimiz, yaşamış olduğu toplumun içinde geçim seviyesi en düşük olanların seviyesinde yaşamıştır. Bu şerefli tavrın günümüzde yaşar olmasını elbette teklif edemeyiz. Ancak liderler, yönettiği toplumun hayat şartlarını bilmek, görmek sorumluluğundadır. Altta kalanın canı çıksın anlayışı, Peygamber terazisinde tartıya gelmez ve çöplüğe atılmaya mahkûmdur.
Peygamberimiz, Mekke’den Medine’ye  hicret ettikten sonra,  ashabından akit, bey’at almıştır.  Ümmi Ri’le isimli hanımın mesleği berberliktir. Hanımları, beylerine karşı süsleme sanatının karşılığında da ücret almaktadır. Bey ’at sorası kendisine gelince, Resulullah’a şu soruyu yöneltmiştir: Ey Allah’ın Resulü. Ben hanımları kocalarına süsleme sanatını yapıyor ve aynı zamanda onlardan da ücret alıyorum. Size bey ’at edeceğim. Ne var ki öğrenmek istediğim konu şudur: Bey’at ettikten sonra bu mesleği bırakacak mıyım, devam edeceksem, ücretimi alabilir miyim? Peygamberimiz: Ey Kadın! Sen bu mesleğine devam et ve ücretini ne al..”
Peygamberimiz(sav), ara ara kızı Hz. Fatıma’yı ziyarete giderdi. Yine bir ziyaretinde bakar ki Hz. Ali’nin önünde bir tepsi var, Peygamberimiz: Ne yapıyorsun Ey Ali? Fatma evde yok mu? Hz. Ali, hanımının bir komşuya gittiğini ve elindeki tepside pirinç olduğunu, içindeki küçük taşları ayıkladığını söyler. Bunun üzerine Peygamberimiz(sav): “Ev bağlantılı hizmetlerde hanımlarına destek verenler için, umre sevabı vardır”, buyurur. Senelerdir “kılıbık’ diye bir kelime ortaya konulmuş, erkek hâkimiyeti, Kavvam sorumluluğunun öne geçmiş(Bkz. Nisa, 4/34) ve evlilik hayatında Rabbani yapı askıya alınmıştır.
Peygamberimiz(sav),Hicretten sonra Gatafan kabilesinin liderleri ile bir anlaşma yapmıştır. Şöyle ki, Medine’de kuvvetli bir yapıya sahip olan Gatafan Kabilesi heyeti, peygamberimize gelerek: Medine hurmasının üçte birinin kendilerine verilmesini, aksi halde savaş olacağını açıklamıştı. Peygamberimiz de onlarla savaşmanın şu an için mümkün olmadığı kanaatine vararak, antlaşmaya imza atmıştır, Bunu duyan sahabe, doğru Peygamberimize gitmiş ve: Ey Allah’ın Resulü ! Bu antlaşma bir vahiy gereği mi yoksa şahsınızın bir kararı mı? Dediklerinde, peygamberimiz: Bunun kişisel bir görüş olduğunu bildirince, sahabebeler: Ey Allah’ın Resulü! Lütfen gidin ve bu antlaşmayı feshedin, demişler ve Peygamberimiz(sav),Yahudilerle yaptığı antlaşmayı feshetmiştir. Biliyoruz ki Allah Resulünün ashabına bu cesareti veren de yine Peygamberimiz olmuştur. Ashabın,  Resulullah ile ütopik bir bağlılığı yoktu. “ Annemiz, babamız sana feda olsun”, diyen kadın-erkek sahabe Peygamberimizi bir insan olarak  ve daha sonra Peygamber olarak görmüştür. Uçmak-kaçmak, insanüstü varlık görmek, sahabenin gündeminin dışındadır.
Evlenmiş olan tüm eşler için takdim ediyoruz: Biliyoruz ki Hz. Aişe, hanımlar arasında en zeki bir kişiliğe sahipti. Müslüman ümmete 2210 adet hadis ulaştırmıştır. Günlerden bir gün Peygamberimize şu soruyu sormuştur. “ Ey Allah’ın Resulü beni seviyor musun? Peygamberimiz hiç beklemeden hemen: Elbette seviyorum, buyurmuştur. Daha sonra Hz. Aişe validemiz: Peki, beni nasıl seviyorsun? Deyince, Peygamberimiz: Kördüğüm gibi Ey Aişe, cevabını vermiştir.(Kördüğüm, kopması ve çözülmesi çok olan bir iptir) Günler, haftalar geçer ve yine Hz. Aişe der ki: Ey Allah’ın Resulü! Kördüğüm ile aran nasıldır? Deyince, Peygamberimiz: İlk gün gibi, ilk gün gibi Ey Aişe” cevabını vermiştir... Kıssa olarak nitelendirdiğimiz yaşanmış bu olayı, günümüze taşısak ve eşler arasındaki sevgi bağını test etsek, birçoğumuz dökülürüz gibi geliyor. Bilelim ve kabul edelim ki, eşler arası muhabbet, dünyaya gelecek çocukların zekası üzerinde etkilidir.
Ömrümüz biter, fakat Resulullah Efendimiz ile alakalı kıssalar, olaylar, bilgi ve belgeler bitmez, öyle ise sizlere sadece konu başlığı niteliğinde olan bazı konuları takdim ederek, bu ayki mesajımızla sizleri baş başa bırakarak aranızdan ayrılıyor, Haziran ayında tekrar buluşmak üzere cümlenizi Rabbimize emanet ediyorum.
Peygamberimizden, ümmetine...
Peygamberimiz, bazen eşleri ile koşu yarış müsabakası yapmışlardır.
Peygamberimizin huzurunda şiirler okunmuş, kılıç-kalkan oyunları oynanmıştır,
Bir piknik gezisinde; ben de çalı çırpı toplayayım diyerek, odun toplamıştır.
Ayağını uzatıp oturacağı zaman, muhatabından izin almıştır.
Evine gelen kızını ayakta karşılamışlardır.
Gayr-i Müslim kabile reisinin oturması için cübbesini minder olarak kullanmıştır.
Hayvanların sağılmasında, uzayan tırnakların kesilmesi için ricada bulunmuştur.
Şakadan da olsa demir gibi şeylerle Müslüman kardeşinin korkutulmamasını istemiştir.
Savaşlarda düşman askerinin öldürülmesinde, “güzel öldürün, işkence yapmayın” buyurmuştur.
Hz. Ömer(ra) umreye gideceğinde, Medine’nin kenarına kadar uğurlamış ve : Bizi duanda unutma Ey kardeşim”, demiştir.
Yüce Rabbimiz, cümlemizi Peygamberimizin şefaatine mazhar kılsın. Âmin

 Abdullah Büyük diger makaleleri

Diğer Tüm Başlıkları Göster

» Yazarlarımız

» Bizden Haberler

» Videolar

» Makaleler

» Önerilenler

Faaliyet
Duyuru
Takvimi

Canlı Yayın
Tekrarı

Aile
Makaleleri

Üye Olmak
İstiyorum

Bagis
Yap!