DUYURULAR  SOSYAL MEDYA 
 
Pazartesi sohbetlerimiz devam etmektedir akşam namazından sonra

Erkekler:  Salih YILDIRIM
0 505 706 05 04

BİR SÖZ
Facebook
YouTube
Canlı Yayın
  EL AFÜVV Afüvv [ Çok affeden ] Okuyan devam eden Mağrifet-i Rabbaniyeye mazhar olup cehennem azabından kurtulur.  
GİRİŞ AiLE MEKTEBi ViDEOLAR PSiKOLOJi FAALiYETLER ETKiNLiKLER iLETiŞiM
Bizden Haberler
Abdullah Büyük Videolar...
Haftalık Canlı Yayında Dersl...
Yeni binamızın açılışı yapıl...
Yaptığımız bazı dini broşürl...
 
Kalemden Kelama
Kuran sünneti nasıl savunur ...
Kuran yeterliyse hadislere n...
Güzel Hayat...
Ah Bilmiş Olsaydım...
 
Seminerlerimiz
AİLE MEKTEBİMİZİN 3. DERSİ A
AİLE MEKTEBİMİZİN 2. DERSİ =
AİLE MEKTEBİMİZİN 1. DERSİ =
 
Dost Sitelerimiz
 




 Halil Atalay


  MܒMİN OLMANIN FARKLILIĞI
Ekleme Tarihi: 30.07.2012



MܒMİN OLMANIN FARKLILIĞI

عَنْ  اِبْنِ عُمَرَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمْ: “اَلْمُؤْمِنُ مُنْفَعَةٌ: اِنْ مَاشَيْتَهُ نَفَعَكَ، وَاِنْ شَاوَرْتَهُ نَفَعَكَ، وَاِنْ شَارَكْتَهُ نَفَعَكَ، وَكُلَّ شَئٍ مِنْ اَمْرِهِ مَنْفَعَةٌ.”

“İbn Ömer (r.a.) anlatır. Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuşdu: “Mü’minin her hali faydalıdır. Ona gitsen sana faydalı olur. Kendisiyle istişare etsen (akıl danışsan) sana (fikriyle) menfaat ve­rir. Şayet onunla ortaklık (veya arkadaşlık) yapsan, sana (kazançla, dünyevî, uhrevî) ya­rarlı olur. Mü’minin her işi faydalı olmak­tan ibarettir.” ([1])

Açıklamalar

Emniyet ve hizmet hasletini şahsında yaşayabilen bir mü’min, Cenab-ı Hakk’ın Esmâül-Hüsnâ’sından ‘el-Mü’min’ isminden hisse almış olur.

El-Mü’min: Gönüllerde iman ışığı uyandıran, kendine sığınanlara emân verip onları koruyan, rahatlandıran, güven veren, tasdik eden demektir. ([2])

Kulun bu sıfattan alacağı hisse, bütün mahlûkâtın ondan emin olmasıdır. Eğer bir insan, Allah’ın “el-Mü’min” isminden alacağı nasibi aldıysa bütün mahlûkât ondan emindir, selâmettedir. Hatta gerek dini, gerekse dünyası hu­susunda felâkete maruz kalanlar, bunun defi için Allah’ın ‘el-Mü’min’ isminden hissesini almış olan o kişiye başvururlar... İnsanlar için Mü’min ismine en çok layık olan, onları kurtuluş yoluna irşad ederek ve Allah’ın yolunu göstererek O’nun azabından emin olmalarına sebep olan kişidir... ([3])

Hadis-i şerifte mü’minin çok önemli bir yanına işaret ediliyor ki, o da insanlara faydalı ol­maktır. Başka hadis-i şeriflerde bu hakikat şöyle dile getirilir: “İnsanların en hayırlısı, insanlara en fay­dalı olandır.” ([4]) “Halkın hepsi Allah’ın kullarıdır. Onların Allah’a en sevgili olanı ise O’nun kullarına en faydalı olanlarıdır.”([5])

Münavi (r.a.) ikinci hadisin açıklamasında der ki: Allah Teala’ya inanmalarını sağlamak ile onları ıslah edecek olan meseleyi öğretmek ve onlara karşı şefkatli davran­mak, onlara acımak ve merhamet etmek, infak et­mek, uhrevî ve dünyevî ihsanlardan ve bunların dışında olan şeylerden en faydalısı demektir.

Bu da halkın ihtiyaçlarını karşılamak; ilim, mal, can, hakka davet, irşat, nasihat, hayır üzerine delâlet veya yardım, şefaat ve bunların dışında olan şeylerle en menfaatlisi demektir.

Yine Münavi birinci hadisin şerhinde der ki: İnsanlara her hususta faydalı olmaktır, mal ve makam ile ihsan, dînî ve dünyevî menfaat vermektir. Bu, şunu ifade eder: Adil bir devlet başkanı nebilerden sonra insanların en hayırlısıdır. Çünkü menfaat vermesi, insanlara yararlı olması herkese ve her ferde yaygındır, adaleti herkese ulaşır... ([6]) Hakiki mü’min her yönüyle faydalıdır. Faydalan­mayı değil, faydalı olmayı vazife bilir. İnsanlardan ne gördüğüne değil, insanlara ne verdiğini göz önünde bulundurur. Mü’minler bilirler ki, ve­fasızlık kafasızların işidir. Bunun için müslümanlardan asla cefa gelmez, onlar ve­falıdırlar, her halleriyle faydalıdırlar...

Hadis-i şerifin diğer bir rivayetinde “Mü’min bir güzel koku satan kişi gibidir; yanında oturursan, sana fayda verir, beraberinde yürürsen yine sana fayda verir, ortak olursan yine sana fayda verir.” ([7]) buyrularak bir benzetme yapılır.

Evet, mü’min, güzel koku satan gibidir, ondan hep güzel kokular gelir, faydalı şeyler duyulur... “Yalan söylemez ki, ortalığı kokutsun” ([8]). Başkasına yük olmaz, zira “Mü’min, külfeti az olandır.” ([9]) Mü’min, kendi sorumluluğunu taşıdığı için, başkalarına külfeti olmayan, bilâkis başkalarına yardım duyguları taşıyan kimsedir.

Her Halde Yardım!

“İki müslüman kardeş buluştukları zaman onların durumu birbirini yıkayan iki ele benzer, iki mü’min biraraya geldiğinde muhakkak ki, Cenab-ı Hak her birine arkadaşından hayır nasib eder.”([10])

Bu hadis-i şerifte de Peygamberimiz (s.a.v), birbiriyle karşılaşan iki mü’mini birbirini yıkayan iki ele benzetmektedir. Elimizin birinde olan kiri, ka­rayı gidermek ve elimizi yıkayabilmek için nasıl öbür elimize muhtaçsak, iki el birbirinin yıkanmasına yardımcı olursa, mü’minler de böyledir. Onunla karşılaşan, ondan istifade eder...

Cabir bin Abdillah’ın anlattığına göre, bir sa­habeyi akrep sokmuş. Tedavisinde rukye yapmak için Peygamberimize sorulmuş. Rasûlullah (s.a.v): “Sizden her kim din kardeşine fayda verebilirse bunu hemen yapsın” buyurmuşlardır. ([11])

Rukye: Manevi bir tedavi usulü idi. Herhangi bir hastalıktan dolayı halk ağzı dualı salâh ve takva sa­hibi kişilere müracaat eder, kendilerini onlara okut­makla şifa ararlardı. ([12])

Bu hadis-i şeriften de anladığımız: Her halukârda müslümana yardımcı olmak, elinden gelen her türlü meşru yol ve vasıtalarla müslümanların imdadına yetişmektir. Müslü­manlara yardım etmeyi, temel bir görev ve sorumluluk bilmektir. Müslüman, müslümana karşı ilgi­siz ve vefasız olamaz, böyle bir durum imana ve İslam kardeşliğine uygun düşmemektedir.

Aslında müslümanlara yardımcı olmak, Al­lah’ın bir lütfu ve ikramıdır: “Allah, bir kimsenin iy­iliğini istediği zaman onu insanların ih­tiyaçlarını gördürür.” ([13]) Yani onu öyle bir mevkide, öyle bir noktada ve konumda, öyle imkan­lar içinde bulundurur ki, herkes ona koşar ve sıkıntılarını giderir.

“Sabahladığında müslümanların işini düşünmeyen, onların derdini kendine dert edin­meyen, onlardan değildir. Bir kimse sabahlarda himmeti, gayesi Allah’ın rızasını kazanmak­tan başka şey olursa onun Allah ile ilişkisi kalmamıştır.” ([14])

“Kişi zâlim de olsa, mazlum da olsa din kardeşine yardım etsin. Zalimse onu (zulmünden) men etsin, onun iki elinin üstünü tutup, onu zulümden alıkoysun. Zira bu onun için bir yardımdır. Mazlum ise ona yardımda bulunsun” ([15]). Yine bu hadis-i şeriften de anladığımız; müslümanın hiçbir halde kendi başına terkedilemeyeceğidir. Her hususta yardıma lâyıktır, günahlarından, yanlış duygu ve anlayışlarından onu alıkoymak ve vazgeçirmek de bir yardımdır.

“Mü’min için mü’minin hali, birbirini perçinleyen duvar gibidir.” ([16]) Yani mü’minler birbirini tutmakta ve yardımlaşmakta duvar parçalarının birbirine kaynaşmasına benzerler, birbirlerine takviye ve destek olurlar.

“Birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerine şefkat hususunda mü’minlerin benzeri vücut gibidir. Ondan bir uzuv şikâyet ederse, cesedin diğer uzuvları uykusuzluk ve humma (ateşlenme) ile ona iştirake çağırırlar.” ([17])

Bu hadisler müslümanların birbirlerinin hak­larını korumalarının gerektiğine açık delil olup, onları bir­birlerine karşı saygılı, merhametli, şefkatli olmaya günah sayılmayan hususlarda yardımlaşmaya teşvik etmektedir.

Mü’min, Kendisine Danışana Doğru Yol Gösterir!

İstişare, İslam’ın, üzerinde durduğu çok önemli prensiplerinden biridir. Müslümanların sa­dece özel hayatlarında karşılaşacakları meselel­erin çözümünde değil, siyasî hayatın yürümesinde de başvurmaları gereken mühim bir esastır. İşlerin istişare ve şura ile yürütülmesi Allah’ın emridir. Resûl-i Ekrem (s.a.v) bu hakikati şöyle ifade buyururlar: “Akıl sahiplerinden fikir alın ki, doğruyu bulasınız.” ([18]) “İşini bilmen, akıllı kişiye danışıp sonra da ona uymandır.” ([19]) Anlaşılıyor ki: Fikrine ve görüşüne başvurulacak kimsenin liy­akatli olması icabetmektedir. Tecrübeli olması ge­rekmektedir.

Kendisiyle istişare yapılacak kimsede arana­cak diğer bir şart ise, güvenilir olmaktır. “Kendisiyle istişare edilen kişi, güvenilen bir kim­sedir.” ([20]) “Biriniz (din) kardeşine danıştığı za­man, danışılan adam ona (yararlı gördüğü) görüşünü belirtsin.” ([21])

Sindî der ki: Kendisine danışılan kimse danışma konusu olan mesele hakkında samimî görüş ve kanaatini gizlememelidir. Nasıl hareket edilmesinin iyi olduğu noktasında bir görüşü var ise bunu söylemelidir. ([22])

Bir başka hadis-i şerifte şöyle buyrulur: “Kendisine fikir danışılan kişi dürüst olmalıdır, bir kimseye bir şey danışılırsa kendisine yapılmasını arzu ettiği şeyi tavsiye etmelidir. ([23]) “Kişi kendisinden fikir danışanlar hakkında hayırlı şeyleri istediği müddetçe görüşlerinde isabeti devam eder. Ancak, danışanı aldatmaya kalkarsa Allah da onun fikirlerindeki sıhhati (isabetliliği) kaldırır.” ([24])

Mü’min; imanından kaynaklanan eminliğinin gereği olarak, kendisine müracaat edenlere doğru olanı söyler, yanıltmaz, aldatmaz...

Müslümanın Ortaklığı da Güvenli ve Faydalıdır!

“Kim bir kardeşine, gerçeğin başka olduğunu bile bile, farklı bir irşadda bulunursa (doğru olanın dışında bir şeye işaret edip yönlendirirse) ona iha­net etmiş olur.” ([25]) Kişinin kardeşini bile bile yanlışa sevketmesi ona ihanettir, zarar vermek ve aldatmadır. Halbuki bu yasaklanmıştır.

Kardeşini kendisi gibi bilen bir kişi, asla zarar veremez, zarar ettiremez ve ona karşı bir ihanet içine giremez. Gerek yolculukta, arkadaşlıkta ve ge­rekse ticarî ortaklıkta olsun, müslüman ortak­larına hep faydalı olur.

Ortağının yanlış iş yapmasına müsade etmez, hayırlı iş işlemesine teşvik eder. Kontrol, itimada mani değildir. Her işinde disiplin ve tertip vardır. Rızkın daralmasına ve israfa sebep olacak şeylere de göz yummaz. Veya kendi yanlış yapıyorsa, arka­daşı ya da ortağı tarafından yapılacak ikazlara ku­lak tıkamaz, aksine hemen yanlışından vazgeçer, hatada ısrar etmez.

Kardeşlik hukukunun gereği olarak; hep ortağının dünyevî ve uhrevî kazancının artması için gayret sarfeder ve ona faydalı olur. Hased et­mez ve kıskanmaz. Velhasıl her haliyle faydalıdır müslüman...

Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurur: “Allah, buyuruyor ki; biri diğerine hiyanet etmedikçe ben iki ortağım üçüncüsüyüm, hıyanet ettiler mi aralarından çıkarım.” ([26])

“…Muhakkak ortakların çoğu birbirlerine haksızlık ederler. İman edip Salih amel işleyenler müstesna. Böyleleri ise ne de azdır!...” (Sad, 38/24).

Şuurlu Müslüman, ortaklarına iyilik yaparak, bu az olan kimselerden olmaya çalışır. İhanet düşünceleri olmadığı için de ortaklıkları bereketli olur.

Alınacak Desler ve İbretler

1) İslami bir hayat sergileyen, İslamın adamı olmuş mü’minler her halleriyle faydalıdırlar, onlardan asla zarar gelmez. Karagün dostudurlar, vefalıdırlar. Kardeşlerini yüzüstü bırakmazlar, yolda koymazlar. Her türlü imkan­larını kullanarak kardeşlerine yardımcı olurlar. Bu yardımların en önemlisi; İslama ve hayırlı yola irşad etmektir, insanların ıslahına sebep olmaktır. “Bir kimse öğrenir, öğretirse ve bildiği ve öğrettiği şeyle amel ederse, melekût aleminde ona ‘Azîm’ ismi verilir.” ([27]) Dava adamı, heybetli ağaçlar gibi gölgesinde barındırır, geliştirir, kendisine taş atana meyve verir. Sahip olduğu fütüvvet ruhu ve îsâr ah­lakının gereği olarak; cömerttir, diğerğâmdır, menfaatçi değildir. O, “hep ne gördüm” değil, “ne hiz­met götürdüm” diye kendisini hesaba çeker.

2) Mü’min olmanın kazandırdığı iti’mad ve güvenden dolayı, emin insandır. Onunla dost olan kaybetmez, kazanır, pişman olmaz, sevinir, şüphelenmez, güvenir. Müslümanla iş yapan hem dünyayı ve hem de ahireti elde eder. Onunla istişare eden doğruya ulaşır, yanlıştan uzaklaşır.

3) Velhasıl müslüman, herşeyiyle herkese fay­dalıdır. Bütün varlıklar bile ondan yararlanır. Zul­metmez, haksızlık yapmaz. Herkese, her cihetten faydası dokunur. Kimseye zararı dokunmaz, kimse­nin de zararını istemez. Başkasına faydalı olmak deyince sadece maddî hususlar anlaşılmamalı, bu­nunla birlikte manevî noktalar da göz önünde bu­lundurulmalıdır. İşte böyle bakılırsa; fakiriyle zen­giniyle bütün müslümanların faydalı olduğu anlaşılacaktır...


[1]    Münavi, Feyzul-Kadir, 6/257. Müntehab-ı Kenzul-Ummal, 1/86.

[2]    Tatlısu, Esmaül-Hüsna Şerhi, 52. Gazali, Esmaül-Hüsnâ, 115.

[3]    Gazali, a.g.e., 116-117.

[4]    Münavi, a.g.e., 3/481.

[5]    Münavi, a.g.e., 3/505. (4135)

[6]    Hadimi, Berika, 2/294-295.

[7]    Gümüşhanevi, Ramuzül-Ehadis, 390. Hadis no: 4816.

[8]    Tirmizi, Birr 46 (2039). Münavi, a.g.e., 1/434.

[9]    Acluni, Keşful-Hafa, 2/407.

[10]   Gümüşhanevi, a.g.e., 392. Hadis no: 4838. Gazali, İhya, 2/375.

[11]    Müslim, Selam, 61 (2199). Ahmed, Müsned, 3/302, 334, 382, 393.

[12]   Davutoğlu, Sahihi Müslim Tercüme ve Şerhi, 9/625.

[13]   Acluni, a.g.e., 1/81.

[14]   Acluni, a.g.e., 2/386.

[15]   Müslim, Birr ves-sılâ, 62 (2584). Tecridi Sarih Tercüme ve Şerhi, 7/362. Hadis no: 1088.

[16]   Buhari, Salat, 88, Edeb, 36, Mezalim 5. Müslim, Birr, 65. Tirmizi, Birr 18. Nesai, Zekat, 67.

[17]   Buhari, Edeb, 27. Müslim, Birr ves-sıla, 66. Ahmed, a.g.e., 2/32, 47, 67.

[18]   Müttakî, Kenzul-Ummal, 3/409.

[19]   Müttakî, a.g.e., 3/110.

[20]   İbn Mace, Edeb, 37 (3746). Münavi, a.g.e., 6/268.

[21]   İbn Mace, Edeb, 37 (3747).

[22]   İbn Mace, a.g.e., 9/540.

[23]   Müttakî, a.g.e., 3/409.

[24]   Müttakî, a.g.e., 3/409.

[25]   Ebu Davud, İlim, 8 (3657).

[26]   Ebu Davud, Büyu’, 26.

[27]   Ahmed, Kitabu’z-Zühd, 1/99.


   Halil Atalay ait diger başlıklar
BÜTÜN HAYATIMIZ İBADET OLSUN MU?
MܒMİN OLMANIN FARKLILIĞI

Derneğimiz
DERNEK BAŞKANLIĞI
DERNEĞİMİZ HAKKINDA
RİBAT EĞİTİM VAKFI
İLİM ve AİLE MEKTEBİ
GIDA HAYIR MARKET
EVLENDİRME
 
 Köşe Yazarlarımız 

Anket
İnternetten dini video ve dersleri düzenli takip eder misiniz ?
Düzenli izlerim
Arasıra izlerim
Dengeldiğimde izlerim
Konusu ilgimi çekerse izlerim
Kısa olursa izlerim
Uzun olursa izlerim
Haftada bir defa izlerim
Ayda bir defa izlerim
İzlemiyorum / İzlemem
 
Ana Sayfa - Tüzük - Yukarı Çık         
©  2005-2017   GOKKUŞAĞI AİLE DERNEĞİ | Gökkuşağı Aile Derneği
WebSite: VS MEDYA