DUYURULAR  SOSYAL MEDYA 
 
7-8 EKİM 2017 DE BAŞLAYACAK OLAN AŞAĞIDA KONULARI VE İÇERİĞİ BELİRTİLEN PROGRAM EKİM AYININ HER CUMARTESİ VE PAZAR GÜNLERİ SAAT 09:00-17:00 SAATLERİ ARASINDA ERKEKLER VE BAYANLAR AYRI OLMAK ÜZERE  YAPILACAKTIR

NOT:DÖRT(4)HAFTA SÜRECEKTİR DEVAMLILIK MECBURİDİR  

Erkekler:  Salih YILDIRIM
0 505 706 05 04
Bayanlar: Zehra YILDIRIM
0 505 733 35 65
BİR SÖZ
Facebook
YouTube
Canlı Yayın
  ER-RAHİM Rahim : Çok merhamet eden, büyük nimetler veren. Maddi ve Manevi Rızıklar için okunur.5 vakit namazlarının sonunda Ya Rahim ismini 269 defa okuyanın ahlakı düzelir. Rızkı ve bereketi artar. Hastaysa şifa bulur.  
GİRİŞ AiLE MEKTEBi ViDEOLAR PSiKOLOJi FAALiYETLER ETKiNLiKLER iLETiŞiM
Bizden Haberler
Abdullah Büyük Videolar...
Haftalık Canlı Yayında Dersl...
Yeni binamızın açılışı yapıl...
Yaptığımız bazı dini broşürl...
 
Kalemden Kelama
Kuran sünneti nasıl savunur ...
Kuran yeterliyse hadislere n...
Güzel Hayat...
Ah Bilmiş Olsaydım...
 
Seminerlerimiz
AİLE MEKTEBİMİZİN 3. DERSİ A
AİLE MEKTEBİMİZİN 2. DERSİ =
AİLE MEKTEBİMİZİN 1. DERSİ =
 
Dost Sitelerimiz
 




 Halil Atalay


  BÜTÜN HAYATIMIZ İBADET OLSUN MU?
Ekleme Tarihi: 30.07.2012



BÜTÜN HAYATIMIZ İBADET OLSUN MU?

عَنْ عُمَرَبْنِ الْخَطَّابِ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمَ يَقُولُ: “اِنَّمَا اْلاَعْمَالُ بِالنَّيَّاتِ وَاِنَّمَا لِكُلِّ اِمْرِئٍ مَانَوَى.”

Ömer ibnü’l-Hattab (r.a) anlatır: Rasûlullah’ı (s.a.v) şöyle söy­lerken işittim: “Ameller niyetlere göre değer bulur. Herkesin niyet ettiği ne ise, eline geçecek olan da ancak odur...” ([1])

Açıklamalar

İnsan için en büyük tehlikelerden biri de kar­arsızlıktır. Zira kararsız kişi, hayatında istikrar bu­lamaz. Ne yapacağını bilmez, yaşadığının farkında bile olmaz. Belli bir amacı, ideali ve gayesi olmayan kişi acaba uyur-gezerlikten öte geçebilir mi?

Lügat kitaplarında kararsız ve kararsızlık şöyle tarif edilir: Bir yerde durmaz, sebatsız, de­vamsız, süreksiz, rahatsız, huzursuz, neticesiz, “kararsız, ne olacağı belirsiz, kararı verilmemiş, hiç bir işe karar veremez, mütereddit (tereddüt içinde bocalayan) bir cihette sebat etmeyip durmadan yer değiştiren bir işe karar veremeyiş gibi... ([2])

Şimdi tariflere dikkat edelim: Bu hallerin han­gisi beğenilir? Hiç birinin insana faydası var mıdır? Böyle fertler veya böyle kişilerden oluşan toplumlar­da huzur olur mu hiç? Tağutlar, toplumları gayesizleştirerek, kararsızlaştırarak sömürürler!

Öyleyse, bu hastalıktan, bu rahatsızlıktan bu kötü durumdan kurtulmak için ne yapmak lazımdır acaba?

Bu soruların cevabını, konu olarak seçtiğimiz niyet hadisi vermektedir.

Niyet nedir öyleyse? Şimdi de bu suale cevap arayalım;

Niyet: Bir şeyi istemek, kasd ve murad etmek, azm, meram, maksat, tasarlamak, bir şeyi yapmayı önceden isteyip düşünme, bir azim ve kesin irade demektir. ([3])

Niyet: Kalbin, yararlı bir şeyi elde etmeye veya zararlı bir şeyi defetmeye uygun gördüğü bir fiil veya işe yönelmesidir. Beyzavi niyeti böyle tarif etmiştir. Niyet: Şer-i Şerifte ise, Allah rızasını ka­zanmak ve emrine uymak için bir işe yönelmeye kalben karar vermek ve serbest iradeyi o yöne yöneltmektir. ([4])

Gerek kavlen ve gerek fiilen yapılan bir mua­melenin dînî, ahlâkî kıymeti o husustaki niyete göre değişir. Niyet öyle bir hususiyete sahiptir ki, adetleri ve hareketleri ibadete çevirir.

Aliyyül-Kari, niyeti tarif ederken şöyle der: Rızayı Bari’yi (Allah’ın hoşnutluğunu) elde etmek için bir fiil ve işe kalbin teveccüh etme­si ve o fiili murad ederek adetten ibadeti ayırmaktır.. ([5]) Adetle ibadet bir değildir. İbadetler, adetlerden niyetle ayrılır.

Süfyanı Sevri (r.a)’in şu sözü bu gerçeği ifade etmektedir: “Selef-i Salihin, hayır için amel etmeyi öğrendikleri gibi, amel için de niyeti öğrenirler, dik­kat ederlerdi.”

Herhangi bir şeyi sadece dilin söylemesi veya kalbe gelip geçen hatıralar niyet sayılmaz. Çünkü niyette kararlılık ve azim vardır, sebat vardır. Onda istek bulunmaktadır. Sadece kalpten geçirmek, yet­erli olmamaktadır.

Yaptığımız işlerin ibadete dönüşmesi için; niy­etlerin tashihi zorunludur. Bir örnek hadisle bunu açıklayalım: “Hanımının ağzına koymuş olduğun lokma dahil Allah’ın rızasını gaye edinerek yapmış olduğun bütün sadakaların yardımların hepsinin, ecri, mükafatı sana verilecektir.” ([6])

Gaye Allah’ın Rızası

Dikkat edilirse, bu hadis-i şerifte, niyetin şartı, “Allah’ın rızasını gaye edinmek” şeklinde ortaya konulmaktadır. Bir hareketi ibadete çeviren de bu­dur; o hareketin sadece Allah rızası için yapılmasıdır. Allah rızası gaye edinilirse, insanın yapmış olduğu bütün meşru şeyler ibadet olur.

Meselâ, sokakta koşan iki adamı düşünün: Biri kendisinden yardım isteyene ulaşmak için koşuyor, öbürü bir kötülük işlemiştir, yakalanma­mak için kaçıyor. Yapılan fiiller aynı, yani iki adam da koşuyor, amma niyetler farklı. Değişik bir örnek daha verecek olursak; Kabeyi Muazzama’yı sadece görmek için gitmekle, umre veya hacc niyetiyle git­mek de böyle. Biri ibadet ederken, öbürü seyahat edip, turist olmaktadır.

Yemek yemeyip akşama kadar duran kimse aç kalmış olur, oruca niyetlenense, oruç tutmuş olur. Öğrendiği ilimle başkalarına hava atmak, çaka satmak isteyen zalim, öğrendiği ilimle amel edip Allah’ın rızasını dileyen alim olur. Yapılan bir iş, bazılarınca iyi görülmeyebilir. Gayesi Allah’ın rızası olan kimse için, başkalarının değerlendirmeleri önemli değildir. Öyle toplumlar vardır ki ibâdet edenle, kabahat işleyenler, birbirin­den ayrılmaz. Bazılarında da ibadet edenler, iyi görülmez, onların yaptıklarında, cahiller başka maksatlar ararlar. Asrı Saadette cereyan etmiş bir hadise, mevzumuzu kavramamızı kolaylaştıracaktır:

Bilal (r.a), Ümeyye b. Halefin kölesi idi. Hz. Bi­lal müslüman olduğu için, efendisi Ümeyye ona işkence ederdi. Günün en sıcak vaktinde onu çıkarır, Mekke’nin taşlı vadisinde ona çeşitli şekillerde eziyet yapardı. Zalimler Bilâl’e böyle eziyet ederken, Ebubekir (r.a) ona uğradı ve Ümeyye’ye, “Bu zavallıyı böyle yaparken, Allah’tan korkmuyor musun?” dedi. Ümeyye de ona: “Onu bana karşı kışkırtan ve isyan ettiren sensin. Şimdi onu, gördüğün bu durumdan kurtar” dedi. Bunun üzerine Ebubekir (r.a), Bilâl’i ondan satın alıp Al­lah rızası için azad etti, kölelikten kurtardı. Bunu gören müşrikler: “Ebubekir’in Bilal’e minnet borcu olduğu için azat etti” dediler. Bilal’in Ebubekir’e bir iyiliği dokunmuştur ki, satın alıp azat etti, kölelikten kurtardı, diye müşrikler söylendiler. Bu­nun üzerine şu ayetler indi: “Onda hiç kimseye verilecek minnet borcu yoktur. O ancak Yüce Rabbinin rızasını kazanmak için verir, yardımda bulu­nur. Elbette ki kendisi de razı olacaktır.” (Leyl, 92/20-21). ([7]) Bu olay üzerine Hz. Ömer (r.a) şöyle der idi: “Efendimiz, efendimizi azad etti” Yani Ebube­kir, Bilal’i azad etti. İkisi için de, “Efendimiz” ke­limesini kullanmıştı. ([8])

Şu da unutulmaması gereken bir hakikattir ki; kişinin niyetinin sıhhatinin ve samimiyetinin yanında, yapılacak işlerin kitap ve sünnete uygun işlenmesi de gerekir. Kitap ve sünnetin yasakladığı bir şeyi işleyen kimseyi niyetinin iyiliği kurtaramaz!

Ameller de Çeşit Çeşit

Alimler, amelleri üç kısma ayrımışlardır. Bunlar:

a) Yapılması emredilenler,

b) Yapılması yasaklananlar,

c) Yapılması mübah olanlardır.

Yapılması emredilenlerde ihlas, o işleri ya­panın maksadının Allah rızası olmasıdır. Niyet, Allah rızasından başka bir şey ise; o iş sırf riya olup kabul edilmemiştir. ([9])

İşlenilen amellerden maksat, Allah’ın rızasını elde etmek değilse, o batıldır ve ona ne dünyada ve ne de ahirette bir mükafat yoktur. ([10])

Rasûl-i Ekrem (s.a.v) şöyle buyurur: “Amelsiz söz kabul değildir; niyetsiz amel kabul değildir. Sünnete uymayan niyet, amel ve söz makbul değildir.” ([11]) Bu hadis-i şerif, çok net bir biçimde yo­lumuzu çizmekte ve yapılacak şeyi ortaya koymak­tadır. Sünnete uygun niyet, söz ve amelin nasıl gerçekleşeceğini de bilmek lazımdır. Bu hadis-i şerif, yapılacak hareketin niteliklerini de ortaya koymaktadır.

Niyet çok mühimdir. Küçük-büyük her türlü hayır işin ve faydalı amelin başında iyi bir niyet vardır. O halde insanın yaşamasının da bir niyeti ve gayesi olmalıdır. Bu gayeye ulaşmak için gerekli gayreti göstermelidir.

Amelsiz niyet muteber olmadığı ve insanın maddi-manevi huzurunu sağlamaya da kafi gelme­diği gibi; niyetsiz amel de yetersizdir. Hatta iş görülmüş olsa bile netice itibariyle bereketsizdir. Zira hem iyi niyetleri, hem de güzel söz ve kelimele­ri Yüce Allah’a yükselten salih amellerdir.

“Onların (kurbanların) ne etleri, ne kanları hiç bir zaman Allah’a erişmez. Fakat sizden ona (yalnız) takva ulaşır.” (Hac, 22/37)

Bir kurban, ancak samimiyet ve takva ile kesilmişse Allah tarafından kabul edilir. Nitekim bura­da (Hac, 22/37) onun ancak takva ile kesilirse kabul ed­ileceği belirtilmektedir. ([12]) Yalnız Cenab-ı Hakk’ın rızası için yapılan salih ameller ve ihlas kabul edilir. Yani Allah-u Teâlâ etleri, kanları değil, takvayı ka­bul eder. İyi niyete, ihlasa, takvanın şartlarına riay­et etmeden hiç kimse Rızaullah’a yaklaşamaz. Ameller ancak niyetlerle ve onlardan sadır olan ruhi ve deruni durumlarla muteber olur. ([13])

Niyet Sahih Olunca...

Niyet edilipte, herhangi bir meşru özürden do­layı gerçekleştirilemeyen işlerden de mü’min sevap kazanır:

“Cabir (r.a) şöyle der: “Bir gazada Peygamber (s.a.v) ile birlikte idik. (Bir ara) şöyle buyurdu: “Gerçekten Medine’de (Gazveden geri kalan) öyle adamlar var ki; yürüdüğünüz her yerde, geçtiğiniz her vadide sizinle beraberdirler. Onları hastalıkları (gazadan) alıkoydu.” Diğer bir rivayette “onlar se­vapta size ortak olurlar” cümlesi vardır.” ([14])

Cihada niyeti tam olup, katılmak istemesine rağmen geçerli bir mazeretinden dolayı katılmayan kimselere de cihada katılanlarınki kadar sevap vardır. Ebu Davud’un Enes’den (r.a) rivayetinde, sahabiler: “Ya Rasûlallah! Onlar şu anda Me­dine’de bulunmalarına rağmen bizimle beraber nasıl oluyorlar?” diye sormuşlar, Rasûlullah da (s.a.v), “Onları bizimle beraber olmaktan özürleri alıkoydu” buyurmuştur. ([15])

Hadis-i şerifde gönülden harbe giden gazilerle beraber olup hastalık veya başka bir sebeple fiilen iştirak edemeyenlerin hali beyan edilmektedir.

Hadis-i şerif hayırlı bir işe niyet etmenin fazil­etine, savaşa veya herhangi bir ibadete niyet edip te, karar alıp ta meydana gelen bir meşru mazeret nedeniyle katılamayan, o ibadeti gerçekleş­tiremeyen kimsenin, katılmışcasına sevap kazana­cağına delalet eder. ([16])

Alınacak Dersler ve İbretler

1- Niyetin sahih olmasının üç şartı vardır;

a) Niyet edenin mümeyyiz, yani akil ve baliğ ol­ması,

b) Niyet edenin müslüman olması,

c) Niyet edenin neye niyet ettiğini bilmesi.

2- Mecelle’nin ikinci maddesinde: “bir işten maksad ve niyet ne ise hüküm ona göredir” denil­mektedir.

Bir iş üzerine terettüp edecek hüküm; o işten maksat ne ise ona göre olur. Meselâ; bir şey hem helallik hem de haramlık vasfını taşıyorsa, bunlar­dan hangisi kastedilerek işlenmişse, ona göre hüküm alır. Yerde bulunan bir eşyayı, sahibini bul­up vermek için almak helaldir. Kendine mal etmek için almak haramdır. ([17])

Buna göre her işin başında bir niyet ve o işten gözetilen bir gaye ve maksad olduğu gibi; verilecek “iyidir-kötüdür” hükmü de o işteki niyyet ve maksa­da göre olacaktır.

3- Hadis-i şerifteki, “Ameller, ancak niyetlere göredir. Ve herkesin niyet ettiği ne ise, kavuşacağı şey de ancak odur.” cümlesinde farz, vacip, sünnet, müstehab, mübah ve mendub olarak beyan edilen hükümlerin amel ciheti, mutlaka bir kasıd ve gay­eye bağlı olduğunu herhangi bir işin yapılması için kalpten yapılacak bir niyyet ve kararın bulunması gerektiğini arzetmektedir. Ayrıca ahirette mükafat ve cezanın da niyyetlere göre verileceği ve saadet yurdu olan cennette ebedi kalmanın da iyi niyetlere bağlı olduğu izah edilmektedir. Yapılacak işlerin, bütün uzuvlarımızla işlenilecek şeylerin rastgele değil, evvela gönülden bir tasavvuru ve bu düşüncenin tahakkuk ciheti kararlaştırılır, sonra da kalpteki niyyet ve kararın tercümanı ve te­zahürü olan amel yapılır. Zira kulluk ve en hayırlı amel, niyyetin güzel olması ve kalbin temizlik ve safiyyetiyle kazanılır. Böylece güzel gayenin tezahür şekli de, vücut ve kalıplarımızda görülmüş oluyor.

4- Hanefiler bu hadis-i şerife dayanarak, “amellerin sevabı niyete göredir.” Amellerin kemal derecesine ulaşması niyetlere bağlıdır, hükmünü çıkarmışlardır. Şafiiler ise, “Amellerin sahih ol­ması niyete göredir” manasına almışlardır. ([18])

5- Niyetin samimi olmasının yanında aranılacak bir şart da; yapılan işin şer’i ölçülere uygun yapılmasıdır. İşlenilecek amelin yasak edil­miş şeylerden olmaması gerekir.

6- Ellerinde fırsat ve imkan olduğu halde, “kalbimiz temiz, niyetimiz iyi” gibi sözlerle boş ku­runtulara kapılanlar, kendilerini aldatmış olurlar. Zira, niyetin amel ve ihlasla desteklenmesi ve or­taya konulması icabeder.

7- Amellerde ihlas ve samimiyet esastır, birde ciddiyet ve kararlılık gerekir. Giriş cümlesinde “en büyük tehlikelerden birinin kararsızlık” olduğunu belirtmiştik. İşte niyyetteki sadakat ve ameldeki samimiyetle, hayattaki ciddiyetle insan, bu başıbozukluktan, sebatsızlıktan ve huzursuzluktan kurtulabilir.

8- Asıl gaye; Allah’ın rızasını elde etmek ol­malıdır. Allah yolunda yapılmayan işler makbul değildir.

9- “Her insana da ancak niyyet ettiği vardır.” cümlesinin faydası; niyet edilenin tayin edilmesi­nin şart olduğunu beyan etmesidir. Meselâ; kaza namazı kılan kimse, sadece kaza kıldığını belirtmekle kalmayıp, aynı zamanda hangi vakti kıldığını da (öğle, ikindi...vs.) tayin edecektir.

10- Niyetle ilgili başka bir hadisi şerifte: “Müminin niyeti amelinden hayırlıdır.” ([19]) buyrulmuştur. Niyyet kalp işi olduğu için, riya karışmaz. Amel ise, beden işidir, riya karışabilir. Bundan dolayı, mü’minin niyeti, amelinden hayırlıdır, buyrulmuştur.

11- Sünneti Seniyye’ye uyarak ve niyetimizi tashih ederek, bütün işlerimizi ibadet haline getire­biliriz. Zaten, insanın yaratılış gayesi de ibadettir, ibadetlerde ise; ihlas ve devamlılık esastır.

12- Bir kurban bayramında kesilen hayvanın, kurban mı, etlik mi olduğu kesenin niyeti ile belir­lenir. Bu niyeti de Allah’tan başkası bilemez. Hz. Ömer’in (r.a) ikaz edici şu sözüne dikkat edelim: “Siz, filan kişi şehid oldu dersiniz. İhtimal, bineğindeki heybeyi gümüşle (ganimet ve parayla) doldurma niyeti ile harbe katılmıştır.” ([20])

13- Tüm dünyada İslam’ı hakim kılmakla mükellef olan müminlerin, önce, “Herbiri bir ülke olan kalpleri” fethetmeleri, kalplerde İslam’ı ha­kim kılmaları zorunludur. Çok söz yerine, çok iş tercih edilmelidir. Kalbin temizliği, kalıbın nezaket ve nezafetiyle ortaya konabilir.

14- Namaz ve zekat gibi bir kısım ibadetler vardır ki, onların şer’an muteber olmaları için niyet şarttır, lazımdır...

Fatih merhum ne güzel söylemiş:

“İmtisal-i cahidu fillah olup niyyetim

Din-i İslam’ın mücerret gayretidir gayretim.”

15- Bu hadis İslam’ın üçte biridir. Çünkü İslam, kavl (söz), fiil ve amelden ibarettir.

Niyetimiz sahih, amellerimiz salih olursa, bütün hayatımız ibadet olur...


[1]    Buhari, İman, 41. Müslim, İmare, 155. İbni Mace, Zühd, 26. Ebu Davud, Talak 11. Tirmizi, Fedailul-Cihad 16. Nesai, Taharet  60, Talak 24, Eyman 19.

[2]    Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 2/1060.

[3]    Şemseddin Sami, a.g.e., 261478. Lügatı Naci, 917. Türkçe Sözlük (T.D.K.), 2/1090.

[4]    Hatiboğlu, Sünen-i İbni Mace Tercüme ve Şerhi, 10/499. Huli, Edebün-Nebevi, 115.

[5]    Aliyyül-Kari, Mişkat Şerhi Mirkat, 1/36.

[6]    Tecridi Sarih Tercüme ve Şerhi, 1/65.

[7]    Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, 7/333.

[8]    Muhtasar Taberi Tefsiri, 6/2822.

[9]    Sabuni, a.g.e., 7/384.

[10]   Receb el-Hanbeli, Camiu’l Ulum ve’l-Hikem, 5.

[11]    Receb el-Hanbeli, a.g.e., 10.

[12]   Mevdudi, Tefhimu’l-Kur’an, 3/334.

[13]   H. B. Çantay, Kur’an-ı Hakim Meali Kerim, 2/600.

[14]   Müslim, İmare 159.

[15]   Buhari, Megazi 81, Cihad 35. Ebu Davud, Cihad 19. İbni Mace, Cihad 6.

[16]   Davutoğlu, Sahihi Müslim Tercüme ve Şerhi, 9/123-124. Hatiboğlu, a.g.e., 7/475.

[17]   Celal Yıldırım, Ahkamu’l-Kur’an, 2/393.

[18]   Davutoğlu, a.g.e., 9/120.

[19]   Münavi, Feyzu’l-Kadir, 6/291.

[20]   Haris el-Muhasibi, Er-Riaye, 193.


   Halil Atalay ait diger başlıklar
BÜTÜN HAYATIMIZ İBADET OLSUN MU?
MܒMİN OLMANIN FARKLILIĞI

Derneğimiz
DERNEK BAŞKANLIĞI
DERNEĞİMİZ HAKKINDA
RİBAT EĞİTİM VAKFI
İLİM ve AİLE MEKTEBİ
GIDA HAYIR MARKET
EVLENDİRME
 
 Köşe Yazarlarımız 

Anket
İnternetten dini video ve dersleri düzenli takip eder misiniz ?
Düzenli izlerim
Arasıra izlerim
Dengeldiğimde izlerim
Konusu ilgimi çekerse izlerim
Kısa olursa izlerim
Uzun olursa izlerim
Haftada bir defa izlerim
Ayda bir defa izlerim
İzlemiyorum / İzlemem
 
Ana Sayfa - Tüzük - Yukarı Çık         
©  2005-2017   GOKKUŞAĞI AİLE DERNEĞİ | Gökkuşağı Aile Derneği
WebSite: VS MEDYA