DUYURULAR  SOSYAL MEDYA 
 

SMS sistemimize üye olmak için, iletişim bölümünden iletiniz.
Derneğimizin faaliyetlerinden, seminerlerinden, konferanslarından, derslerinden haberdar olabilirsiniz.
BİR SÖZ
Facebook
YouTube
Canlı Yayın
  EL KAHHÂR Kahhar [ Herşeye her istediğini yapacak şekilde galip ve hakim olan ] Zalimleri kahretmek için.Ya Kahhar ismini her gün okuyanların kalbinde dünya sevgisi kalmaz. Nefsine yenik düşmez.  
GİRİŞ AiLE MEKTEBi ViDEOLAR PSiKOLOJi FAALiYETLER ETKiNLiKLER iLETiŞiM
Bizden Haberler
Abdullah Büyük Videolar...
Haftalık Canlı Yayında Dersl...
Yeni binamızın açılışı yapıl...
Yaptığımız bazı dini broşürl...
 
Seminerlerimiz
AİLE MEKTEBİMİZİN 3. DERSİ A
AİLE MEKTEBİMİZİN 2. DERSİ =
AİLE MEKTEBİMİZİN 1. DERSİ =
 
Kalemden Kelama
 
Dost Sitelerimiz
 




 Abdullah Büyük


  Müslüman şahsiyet Allah’a aittir
Ekleme Tarihi: 04.02.2017



Müslüman, Allah’a olan aidiyetini ispat etmek zorundadır. Bu ispatın yolu da, mensubiyetten geçmektedir. Mensubiyet, sadece sözle yürümeyen, talibinden fedakârlık, vefakârlık ve sabır isteyen bir yolun adıdır. Müntesip, mensubiyet serüveninde bir kötülükten iyiliğe geçiş yapacağı her an, Rasulûllah (sav)’in Mekke’den Medine’ye hicretini anımsamalıdır. Böylece, bu yolculukta zaman zaman peşine Süraka’ların takılmasını, silahlı düşmanlar tarafından yakalanma riski bulunmasını normal karşılayacaktır. Önüne engel olarak ne çıkarsa çıksın nihayetin ‘talea’lbedrualeyna’ olacağına da inanacaktır. Bu zorlu yolculuğun sonunda, yüce Allah kuluna “Hoş geldin” diyecektir.

Hac suresi 78. ayette, Müslüman şahsiyetin kimliği Yüce Allah tarafından şöyle tespit edilmiştir: “O Allah, bundan önceki kitaplarda da, bu Kur’an’da da size Müslümanlar adını verdi ki, peygamber size şahit ve örnek olsun, siz de insanlara, şahit ve güzel örnek olasınız.” (Hac, 22/78)

Fussilet suresi 33. ayette ise şöyle buyrulur: “Allah’a davet eden, dürüst ve erdemli davranan ve ‘Elbette ben kayıtsız şartsız Allah’a teslim olanlardanım’ diyenden daha güzel sözlü kim olabilir?” (Fussilet, 41/33)

 “Yakin (ölüm) sana gelinceye kadar, Rabbine kulluk et!” (Hicr, 15/99) âyetinin sunduğu mesaj, rahatlık ve zorluk zamanlarında, şartlar ne olursa olsun, kulluğu sekteye uğratmamak gerektiğidir. Yaşadığı dönemin tuğyan eden günah ve hatalarından bunalarak münzevi olmayı seçmek, Müslüman kimliğin ve kesintisiz kulluk yolculuğunun hilafına bir davranış olacaktır. Gittiği her mekânda kapitalist mantığın yansımalarıyla karşılaşan çağdaş Müslüman, yorulduğunu hissetse de geri adım atmayı düşünmeyecektir. Zira ne Peygamberler ve ne de inananları, yaşadıkları toplumun envai çeşit isyan ve küfürlerinden etkilenerek toplumlarından ayrılmayı doğru bulmamış, hepsi de toplumlarıyla iç içe bir hayat tarzını benimsemişler ve iyiliği yayma mücadelesine devam etmişlerdir.

Allah her insana belli yetenekler lütfetmiştir. İnsanın sahip olduğu yeteneklerde, ailesinin, çevresinin ve nihayet tüm ümmetin hakkı vardır. Aidiyet vesilesiyle bu hakları yerine getirme fırsatı elde edilmiş olacaktır. Öte yandan bir araya gelen kimselerin başarabilecekleri, münferiden yapılabileceklerinin çok fevkindedir. Elli kişi mevcudu bulunan bir grubu ele aldığımızda, bir araya gelen bu sayıda insanın fizik ve düşünce güçlerinin ciddi işler başarabileceği sonucuyla karşılaşırken; yüz kişi olup da grup haline gelemeyen insanların tek bir insan kuvvetinde kalmaya mahkûm oldukları görülmektedir. Özel yetenekleri olan azlar, çoklara galiptir. Bedir savaşında bin müşrikle üç yüz on üç, Mute savaşında yüz bin müşrikle üç bin, Yermük savaşında, üç yüz elli bin müşrikle yirmi yedi bin Müslüman savaşmıştır. Bu rakamların ifade ettiği gerçeği, duyu organları ve akılla değil, iman ile değerlendirmek gerekmektedir. Yakın tarihimizde iz bırakan Çanakkale savaşında da durum bundan farklı değildir. Adedi ne olursa olsun, inancı kavi olan cenah, daima muzaffer olmuştur. 

Unutmayalım ki, yetenekleri, aidiyetleri sayesinde zirveye ulaşan bu örnek şahsiyetler, üstünlüğü, davaları uğrunda dünya yansa, “Ben varım” diyebilecek metanet ve dirayetle elde etmişlerdir.

Müslüman, bir tek kişiyken, aidiyetiyle binler olmanın ve “Kim (Allah huzuruna) iyilikle gelirse ona getirdiğinin on katı vardır.” (En’am, 6/160) Beyan-ı İlahi’sinin talibi olarak hayatını sürdürür.

Neticede, mensubiyet ve aidiyetin niçin elzem olduğu tek bir cümle ile özetlenebilir: Hayata hâkim olmak için. Hayatın mahkûmu mu, yoksa hâkimi mi olmak istediğine karar veren insan, sağlıklı bir tahlilin ardından, mensubiyetin ehemmiyetini kavrayacaktır. Mensubiyet, kişiye hayatını yaşarken yalnızca yüce Allah’ın huzurunda/emirleri karşısında başını eğmesi gerektiğini öğretir.

Allah’a ait olduğumuzun şahidi olacak bir hayat yaşamamız duasıyla…

Cumanız mübarek, dualarınız makbul olsun…


   Abdullah Büyük ait diger başlıklar
Miraç ve namaz
Ümmete umut olmak için “EVET”
Merhabalar Rahmet Mevsimi
Hayat Anlamını Allah’tan Alır...
16 Nisan Ümmet İçin Fırsattır
Kur’an ve Sünnetin Işığında Cemaat Olunur
Ölüm anlamını yitirmesin
Müslüman rastgele yaşayamaz
Kur’an insan irtibatı
Müslüman şahsiyet Allah’a aittir
Cennete Layık Bir Kul Olma Mücadelesi...
Allah’a Firar Edelim...

Derneğimiz
DERNEK BAŞKANLIĞI
DERNEĞİMİZ HAKKINDA
RİBAT EĞİTİM VAKFI
İLİM ve AİLE MEKTEBİ
GIDA HAYIR MARKET
EVLENDİRME
 
 Köşe Yazarlarımız 

Anket
İnternetten dini video ve dersleri düzenli takip eder misiniz ?
Düzenli izlerim
Arasıra izlerim
Dengeldiğimde izlerim
Konusu ilgimi çekerse izlerim
Kısa olursa izlerim
Uzun olursa izlerim
Haftada bir defa izlerim
Ayda bir defa izlerim
İzlemiyorum / İzlemem
 
Ana Sayfa - Tüzük - Yukarı Çık         
©  2005-2017   GOKKUŞAĞI AİLE DERNEĞİ | Gökkuşağı Aile Derneği
WebSite: VS MEDYA