DUYURULAR  SOSYAL MEDYA 
 
Canlı yayın derslerimiz teknik bir gereksinimden dolayı geçici olarak ertelenmiştir. 

SMS 
sistemimize üye olmak için, SMS üyeliği ibaresiyle lütfen iletişim bölümündeki formdan bilgilerinizi iletiniz. Derneğimizin faaliyetlerinden, seminerlerinden, konferanslarından, derslerinden haberdar olabilirsiniz.
BİR SÖZ
Facebook
YouTube
Canlı Yayın
  ES - SELAM Selam [ Kullarını selamete çıkaran, Cennetteki bahtiyar kullarına selam veren ] Korkulan her şeyden korunmak için okunur.Hasta üzerine 121 veya 161 defa Ya Selam ismi okunursa hasta iyileşme gösterir.  
GİRİŞ AiLE MEKTEBi ViDEOLAR PSiKOLOJi FAALiYETLER ETKiNLiKLER iLETiŞiM
Bizden Haberler
Abdullah Büyük Videolar...
Haftalık Canlı Yayında Dersl...
Yeni binamızın açılışı yapıl...
Yaptığımız bazı dini broşürl...
 
Seminerlerimiz
AİLE MEKTEBİMİZİN 3. DERSİ A
AİLE MEKTEBİMİZİN 2. DERSİ =
AİLE MEKTEBİMİZİN 1. DERSİ =
 
Kalemden Kelama
Sünnet inkarcılığı ve tarihi...
 
Dost Sitelerimiz
 




 Musab Seyithan


  İnsan Teröristleşince En Yırtıcı Hayvandan Daha Vahşidir Musab SEYİTHAN Musab SEYİTHAN
Ekleme Tarihi: 20.02.2017



20.02.2017 Dini Haberler

İnsan, ruh ve cesedden harmanlanmış bir varlıktır. Biyolojik ihtiyaçlarının karşılanmasının yanında ruhî/manevî ihtiyaçlarının da tatmin edilmesi gerekir. Dünyevileşen insanımız, ruhî /manevî ihtiyaçlarını karşılamadığının sıkıntısını, hem fert olarak kendisi çekmekte, hem de topluma çektirmektedir. Bu ihtiyaçların tatmininden yoksun fertlerden meydana gelen toplum, “bedenen ayakta, ruhen yatalak”  bir hal arzetmektedir.


İnsan, yaratılış itibariyle melekle şeytan arasında hareket edebilme serbestisine sahiptir. Tamamen kötülüklerden âzâde, kendisinden hata ve günah sâdır olmayan bir varlık olmadığı gibi; iyilik yapmaktan uzak, şer ve fesad âbidesi de değildir. İnsanda zorunlu olarak bir takım sıfatlar vardır ki, terbiye edilmediği zaman dünyanın en vahşî, en âdî ve en rezil varlığı haline gelebilmektedir.

Bu sıfatlar:
1- Sebûiyyet/yırtıcılık, 
2- Hayvâniyet/Şeheviyyet 
3- Şeytâniyet 
4- Rubûbiyettir.


1-Sebuiyyet, yani canavarlık, yırtıcılık vasfı azgınlaşırsa insan, dünyanın en yırtıcı hayvanından daha vahşi olur. Arslan, kaplan ve sırtlanın yapmadığı vahşilikleri sergiler. Tarih buna şahittir. Tüm zalim ve müstekbir firavunlar, nemrutlar kendilerine muhalif olanları işkencelerle öldürüp ateşlere atarken zevk alıyor idiyseler, bu sıfatlarını azgınlaştırdıklarından dolayı zevk alıyorlardı. Kazıklı Voyvada, insanları kazıklara oturtarak yok etmişse, ya da onun torunları olan “Sırp Kasapları” dün Bosna-Hersek’te çocukları kıyma yapmışsa, Yunan ve Moskof mezalimi, hamile kadınların karınlarındaki çocukları süngü ile fırlatıp atmışsa, Çeçenistan ve Filistin’de baba ve annelerinin gözleri önünde çocuklar kurşun yağmuruna tutulmuşsa, DAEŞ ve PKK’lı teröristler intihar saldırıları ve bombalı sabotajlar yaparak masum insanları katlediyorlarsa, hep bunlar, canavarlık sıfatının azgınlaştırıldığından dolayı olmuştur. Kısaca insanoğlu akla hayale gelmedik işkence ve katliamlar yapıyorsa, işte bu yırtıcılık sıfatının azgınlaşmasından yapıyordur. Hangi canavar, bütün bunları yapanlardan daha vahşidir?
Eğer insanın bu sıfatı eğitilirse şecaat ve cesaret sahibi olur. Bu sayede dinini, ırzını ve diğer mukaddeslerini korur. Dolayısıyla bu sıfat gereklidir, fakat eğitilmesi, terbiye edilmesi şarttır.
Eğer yırtıcılık sıfatı tamamen ihmal edilir ve köreltilirse, insan korkaklaşır. Korkudan dolayı, korunması gereken mukaddesleri uğruna kendini adayamaz. Siner ve “bana değmeyen yılan bin yaşasın” teraneleri ile avunur.


2- İnsandaki “Hayvaniyet” sıfatına gelince: Eğer insanın bu vasfı azgınlaşırsa toplumda fuhuş artar. Şehevi arzuların tatmini için her türlü çarpık ilişkiye girilir. Toplum için için çürümeye başlar. Artık erkek erkekle, kadın kadınla -bazı batılı ülkelerde olduğu gibi- resmi evlilikler yaparlar. 
Eğer bu sıfat terbiye edilirse, nikâhlı meşru evlilikler yapılarak neslin çoğalmasına, sağlam temellere dayalı aile yuvaları kurulmasına ve helal yoldan, doğal cinsel ihtiyaçların tatminine sebep olunur.
Bu sfat ihmal edilerek köreltilirse, hadımlaşmalar yaygınlaşır ve neslin devamının önü tıkanmış olur. 


3- “Şeytaniyet” sıfatı insanda azgınlaşırsa güven kalmaz. Aldatma, dalavere, soygun, hortumlama, entrika gibi toplumu iğfal eden davranışlar artar. Karşı tarafı aldatmaktan, onu sömürmekten zevk alır ve böylece toplumsal kirlenme, önü geçilmez bir boyut kazanır. Beşeri sistemlerin yetiştirdiği nesiller, hep bu sıfatın azgınlaşmasıyla ünsalmıştır. Hortumcuların, bürokrat ve siyasi ayaklarını teşkil edenlerin “şeytaniyet” sıfatları hayli doruk noktada azgınlaştırılmıştır. Bugün vahye sırt dönen sistemlerin figüranlarının yetiştirdikleri nesiller, yolsuzluklar konusunda gırtlağına kadar bataktadır. Bu talancı, vurguncu, hortumcu insanlar aldıkları eğitimin bir yansıması olarak aldatmayı/şeytaniyeti kendilerine şiar edinmişlerdir. Onların lügatında dürüstlüğün adı “enayilik”tir.”
Eğer insandaki, “şeytaniyet” sıfatı eğitilirse insan firaset sahibi yani ileri görüşlü olur. “Bir delikten iki kere elini ısırtmaz”. Aldatılmalara karşı uyanık olur.
Bu sıfat ihmal edilip köreltilirse  “bir delikten elini iki kere ısırtır.” Başkaları tarafından bolca aldatılır. Firaseti kaybolur.


4- İnsanda ayrıca “Rububiyet” dediğimiz, “sahip olma”, “bir şeyi sahiplenme” sıfatı da vardır. İnsanlardaki bu vasfın azgınlaşmasından; her şeyin sahibinin insan olduğu, ona başka ortak tanınamayacağı sonucuna ulaşılır. “Yeryüzü hâkimiyetinin kayıtsız şartsız insanın olması” inancı, bu sıfatın azgınlaştığı insanlarda, bir  “inanç” esasıdır. Hatta bu sıfatın azgınlığı doruk noktaya ulaştığı zaman bazı ateist-marksistlerin dediği gibi -hâşâ- “Allah” diye bir varlık yoktur. “Allah’ı, halk muhayyilesi yaratmıştır” diyecek kadar işi zıvanasından çıkarırlar. Nitekim bir zamanlar Yargıtay başkanlığı yapmış olan İmran Öktem, aynı zırvayı dile getirmiş, öldüğünde haklı olarak cenazesini kıldıracak imam bulunamamıştı.  
Bu sıfat terbiye edildiği zaman, toplumda mülkiyet kavramı yerleşir. Kişilerin ellerinde sahip oldukları varlıklara saygı duyulur. Mülkiyet düşmanlığı yapılmaz.
Bu sıfat ihmal edilip köreltildiği zaman “eline vur ekmeğini al” cinsinden “hımbıl, mıymıntı, sünepe” bir insan acûbesi ortaya çıkar.


İşte görüldüğü gibi “insan denilen meçhul” varlığın karakteristiği budur. Bundan dolayıdır ki, insanın manevi bakımdan inşaası için “Ruh terbiyesi ve nefis tezkiyesi” şarttır. Yüce Allah’ın istediği gibi, vahyin kontrolünde eğitildiğinde, dünyayı imar eden bir varlık olurken, sahte ilahların uşağı olarak yetiştirildiğinde, dünyayı toptan imha eden bir varlık oluvermektedir.


Yukarıda saydığımız, insanda bulunan bu sıfatlar, gördükleri eğitim ve beslendikleri çevre ile şekil alırlar. İnsanı erdemli kılmalarının yanında, zelil de ederler. 


“Asrımızın şehvet, duygusallık ve maddeci bir asır olduğu ortadadır. Bütün bu olumsuzlukları, ancak nefislerin tezkiye edilmesiyle/arındırılmasıyla karşılayabiliriz. Kalplerin ve nefislerin temizlenmesi ancak, ibadetler ve çeşitli amellerle mümkün olabilmektedir. İbadetlerde de hakkıyla ve tam olarak yapıldığı zaman tesirini gösterebilmektedir. İşte o zaman temizlenmiş nefse sahip bir kalp ortaya çıkabilmektedir. Bunun da izleri dil, göz, kulak gibi diğer organlarda kendini göstermektedir.

Temizlenmiş nefsin en belirgin meyvesi, Allah ve insanlar yanında güzel bir edebe sahip olmaktır. Allah yanındaki güzellik O’nun hukukunu yerine getirmek, O’nun yolunda cihad etmek ve bu uğurda nefsi zorlamaktır. İnsanlar yanındaki güzel edebe gelince, bu da Rabbânî tekliflerin ışığında ve ilahî emirler çerçevesinde, onlara güzel muamelede bulunmaktır. Namaz, malların Allah yolunda harcanması, oruç, hac, zikir, tefekkür, Kur’an okumak, kendini hesaba çekmek, ölümü hatırlamak nefsi temizleme yollarıdır. Bütün bunlar hakkıyla yapıldığında, nefsi arındıran vesileler olurlar.”(Said Havva, İslam’da Nefis Tezkiyesi, s.5-6, Petek Yayınları)


Arınmış ve böylece tatmine ulaşmış olan nefis de: “Ey emin ve tatmin olmuş/mutmain nefis! Sen O’ndan O da senden razı olduğu halde dön Rabbine, iyi kullarımın arasına gir. Gir cennetime” (Fecr suresi: 27-30) ilahî hitabına muhatab olarak hak etmiş olduğu yerini alır.


   Musab Seyithan ait diger başlıklar
İslam'da kadının iş ve sosyal hayatı
Anayasa Değişikliğine Neden 'EVET' Diyoruz?
Çözümün Bir Parçası Olabilmek
İnsan Teröristleşince En Yırtıcı Hayvandan Daha Vahşidir Musab SEYİTHAN Musab SEYİTHAN
Alınteri ücreti ve abdestli kapitalistler
Hezeyanlarla Dolu Paralel Bir Dine Sapmamak İçin...
Sünnet inkarcılığı ve tarihi arka planı

Derneğimiz
DERNEK BAŞKANLIĞI
DERNEĞİMİZ HAKKINDA
RİBAT EĞİTİM VAKFI
İLİM ve AİLE MEKTEBİ
GIDA HAYIR MARKET
EVLENDİRME
 
 Köşe Yazarlarımız 

Anket
İnternetten dini video ve dersleri düzenli takip eder misiniz ?
Düzenli izlerim
Arasıra izlerim
Dengeldiğimde izlerim
Konusu ilgimi çekerse izlerim
Kısa olursa izlerim
Uzun olursa izlerim
Haftada bir defa izlerim
Ayda bir defa izlerim
İzlemiyorum / İzlemem
 
Ana Sayfa - Tüzük - Yukarı Çık         
©  2005-2017   GOKKUŞAĞI AİLE DERNEĞİ | Gökkuşağı Aile Derneği
WebSite: VS MEDYA