DUYURULAR  SOSYAL MEDYA 
 
Hoşgeldin onbir ayın sultanı Ya Şehr-i Ramazan
----oOo----
Tuttuğunuz oruçların makbul dualarınızın kabul, ailenizin ve toplumumuzun hidayetine temizlenmesine faziletine sebep olması duasıyla...
----oOo----
Bir sonraki CANLI YAYIN
Bayramdan sonra inşallah
BİR SÖZ
Facebook
YouTube
Canlı Yayın
  EL MÜMÎT Mümit [ Canlı bir mahlukun ölümünü yaratan ] Ya Mümit ismi şerifi Ya Mühyi İsmi şerifiyle birlikte "Ya Mumit Ya Mühyi " şeklinde zikredilmelidir. Harama bakmamak, kötülükten vazgeçmek. Sevdiğinden ayrılmaz.  
GİRİŞ AiLE MEKTEBi ViDEOLAR PSiKOLOJi FAALiYETLER ETKiNLiKLER iLETiŞiM
Bizden Haberler
Abdullah Büyük Videolar...
Haftalık Canlı Yayında Dersl...
Yeni binamızın açılışı yapıl...
Yaptığımız bazı dini broşürl...
 
Kalemden Kelama
Güzel Hayat...
Ah Bilmiş Olsaydım...
 
Seminerlerimiz
AİLE MEKTEBİMİZİN 3. DERSİ A
AİLE MEKTEBİMİZİN 2. DERSİ =
AİLE MEKTEBİMİZİN 1. DERSİ =
 
Dost Sitelerimiz
 




 Aile Derneği


  SAHİ BİZ İNSANDIK DEĞİL Mİ?
Ekleme Tarihi: 17.01.2011



Küçükçekmece’de vahşet”,”Öldürmeden 5 gün bekletti”,”İki Kardeşi boğup arazide yaktılar”. Tırnak içinde okuduğunuz kelime ve cümleler son birkaç senedir sıkça görmeye ve işitmeye başladığımız ve asla hiçbir zaman görmek istemediğimiz, hayretler içinde kaldığımız gazete manşetleri. Bu manşetlerin teferruatında, ne bir savaştan, işgalden ve orada yapılan zulümlerden ne de vahşi hayvanların, canavarların insanlara verdikleri zararlardan bahsediliyor.
Bahsedilen; bir kızın annesini boğazını keserek öldürmesi, yada bir bayanın eltisinin çocuğunu yedi parçaya bölmesi yada bir babanın kızına tecavüz etmesi ve ardından kızın şikayetçi olması neticesinde boğazını keserek hayatına son vermesi yada küçük bir kızın kuzenlerini öldürüp dereye atması ve en son ürkütücü hadiselerden olan iki çocuğun kaçırılarak, önce boğulup sonra yakılması hadiseleri.
Yukarıda bir çırpıda okuyuverdiğimiz bu vakıalar, beni yazarken eminim sizi de okurken, sağlıklı bir insan olarak, büyük ölçüde kötü olmamıza sebep oldu. Bunları yaşayanların, duygu durumunu tahmin bile edemiyorum. Bütün bu cinayetler medyadan edindiğimiz malumata göre bir sebebe binaen işlenmiş. Bu sebepler; kıskançlık, anlaşamamak, fidye istemek, intikam almak, işlediği başka bir suçu kapatmak şeklinde sıralanıp devam ediyor. Burada cinayetlerin sebepleri ve bir o kadar, onun da ötesinde işleniş şekilleri garip ve nazar-ı dikkati celp edici. Hep güzel şeylerde eskileri hatırlar, özler ve şimdikilerin onlar gibi olmadığından dem vurur, üzülürdük. Artık ne acıdır öyle bir hale geldik ki; kötü ve çirkin olan bu tür eski hadiseleri düşünüp, kaybettiğimiz güzellikler için değil –ki cinayetlerin iyi ve güzel bir tarafı yoktur- bilakis insaniyet noktasında dehşet verici bir hali kazandığımıza üzülüyor, toplumsal olarak nereye gittiğimizin hesaplarını yapıyoruz. Silahla vurma, bıçaklama, boğma….vs. gibi cinayet biçimlerini duyardık. Artık bunlar birbiri içine geçmeye ve dahi daha vahşice bir hal almaya başladı. Acaba bundan yıllar sonra insanlar sokaklarda ellerinde baltalarla mı dolaşacak? Diye endişelenmekten kendimi alamıyorum.
Mevzu bahis cinayetler çok basit sebeplerle işlendiği görülüyor. Ama bu basit sebepler nedense bir veya birçok insanın hayatını kaybetmesine vesile oluyor. Sanırım hadiselere, insanlara, durumlara vereceğimiz tepkileri, duygu düşünce ve tavırlarımızı, kırgınlık ya da kızgınlıklarımızı ifade ediş biçimlerimizi tekrar tekrar gözden geçirmemiz gerekiyor. Sahi biz insandık değil mi? Hani şu konuşma, düşünme ve bunun gibi bir çok istidada sahip olan, ayrıca hissiyatla tezyin edilen varlık. Hani konuşarak anlaşan. Merhamet, sabır, hoşgörü… vs. sanki iptal edilmiş, tüketilmiş ve biz küçük bir şeyde hemen patlamaya hazır bomba haline gelmişiz. Katlanmak, dayanmak veya ortada can sıkıcı bir durum varsa bunu en insancıl yollarla çözmek yerine birilerinin hayatına son vermeyi seçiyoruz. Ne gariptir ki bu durum sıradan ve normal olmaya doğru gidiyor.
Cinayetlerin calib-i dikkat olan işleniş şekillerinde maktul öldürüldükten sonra, dehşet verici fiillerin devam ettiği görülüyor. Amaç öldürmekse, diğer fiiller neden işleniyor? Bir öfke, bir kin söz konusuysa zaten öldürülen kişinin sahip olduklarından en önemlisi olan hayatını kaybetmesiyle ona en büyük kötülük yapılıyor. Ben bu duruma bir mana veremiyor, bu şekilde suç işleyenlerin ilgili merciler tarafından incelemeye alınması gerektiğine inanıyorum. Çünkü yapılan, akıl ve mantık ziyadesiyle de insanlık sınırlarını zorluyor.
Müslüman bir ülke olan, ayrıca %99’luk gibi büyük bir kısmının İslam a mensup olmasıyla övündüğümüz Türkiye’de bunların yaşanması insana katmerli bir teessür veriyor. Efendimiz (s.a.v.)’in öğretmesiyle, biz biliyoruz ki; Müslüman elinden dilinden emin olunandır. Her günahı Allah’ın mağfiret buyurması muhtemeldir. Ancak bilerek mü’mini öldüren veya kâfir olarak ölen kimse hariç. Mü’minin öldürülmesi, Allah katında dünyanın zevalinden daha büyük bir hadisedir. Dinimiz insan hayatını mühim bir yere oturtur, haksız yere adam öldürmeyi büyük günahlardan sayar. Kim kâtil olmayan ve yeryüzünde fesat çıkarmayan bir kişiyi öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur(Nisa 93). Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin. Ancak kendi rızanızla yaptığınız ticaretle yemeniz helaldir. Birbirinizin canına kıymayın. Şüphesiz Allah, size karşı çok merhametlidir(Nisa 29). Kim bir mü’mini kasten öldürürse, cezası, içinde ebedi olarak kalacağı cehennemdir. Allah ona gazab etmiş ve lanet etmiş ve onun için büyük bir azab hazırlamıştır (Nisa 93) şeklinde bizi şiddetle insan hayatına son vermekten men eden bu ayet ve hadisleri bildiğimiz halde neden bu haldeyiz? Nerede kaldı tahammülümüz, bazı sorunları ahirete bırakma, Cenab-ı Hakk’a havale, tevekkül düşüncemiz?
İslamı ve müslümanca yaşamaya özen gösteren insanları çağdışı, irticacı olarak gören bazı insanlar ve çevrelerse, bu cinayetlerin faillerine verilen cezaların caydırıcı olmadığını insanların bu suçları işlemekten korkmadığını, insan hayatının bu kadar ucuz olmaması gerektiğine dair şikâyetlerde bulunuyorlar. Lisan-ı halleriyle ve bu şekvalarıyla –bilinçli olarak dile getirmeseler de- aslında diyorlar ki; biz huzur, sükunet içinde insanlara ve varlıklara kıymet veren bir toplumda barış ve kardeşlik içinde mutlu bir şekilde yaşamak istiyoruz. Bizim yıllardır savunduğumuz değer yargıları, idare şekilleri, ahlaki kural(sızlık)lar, gördük ki toplumu -güya- çağın ilerisine gitme adı altında insani değerlerinden uzaklaştırdı. Biz hata etmişiz, biz insanı insan yapan imanı ve onunla beraber İslamın yeniden hayatdar olmasını, asr-ı saadeti istiyoruz….

Hadra BEYZA 
 

   Aile Derneği ait diger başlıklar
Peygamber Efendimizin (SAV) Öğütleri
ŞÜKÜR GÖZÜ
DÜNYEVÎLEŞME
Ah Şu İlahiyatçılarAynaya Bakabilseler
SÜNNET-İ SENİYE Mİ? KILIBIKLIK MI?
SAHİ BİZ İNSANDIK DEĞİL Mİ?
KARANLIK GECEDE YOL GÖSTEREN BİR YILDIZ
EY SEVGİLİ ŞİİR

Derneğimiz
DERNEK BAŞKANLIĞI
DERNEĞİMİZ HAKKINDA
RİBAT EĞİTİM VAKFI
İLİM ve AİLE MEKTEBİ
GIDA HAYIR MARKET
EVLENDİRME
 
 Köşe Yazarlarımız 

Anket
İnternetten dini video ve dersleri düzenli takip eder misiniz ?
Düzenli izlerim
Arasıra izlerim
Dengeldiğimde izlerim
Konusu ilgimi çekerse izlerim
Kısa olursa izlerim
Uzun olursa izlerim
Haftada bir defa izlerim
Ayda bir defa izlerim
İzlemiyorum / İzlemem
 
Ana Sayfa - Tüzük - Yukarı Çık         
©  2005-2017   GOKKUŞAĞI AİLE DERNEĞİ | Gökkuşağı Aile Derneği
WebSite: VS MEDYA