DUYURULAR  SOSYAL MEDYA 
 
7-8 EKİM 2017 DE BAŞLAYACAK OLAN AŞAĞIDA KONULARI VE İÇERİĞİ BELİRTİLEN PROGRAM EKİM AYININ HER CUMARTESİ VE PAZAR GÜNLERİ SAAT 09:00-17:00 SAATLERİ ARASINDA ERKEKLER VE BAYANLAR AYRI OLMAK ÜZERE  YAPILACAKTIR

NOT:DÖRT(4)HAFTA SÜRECEKTİR DEVAMLILIK MECBURİDİR  

Erkekler:  Salih YILDIRIM
0 505 706 05 04
Bayanlar: Zehra YILDIRIM
0 505 733 35 65
BİR SÖZ
Facebook
YouTube
Canlı Yayın
  EL GÂFÛR Ğafur [ Affı ve mağfireti pek çok ] Günahların affı, kötü ahlakı bırakmak için okunur.Bir kağıda 3 kere Ya Ğafur, Ya Ğafur, Ya Ğafur Yazılıp musk ayapıp boyuna Takılırsa ya da bu kağıdı yutsa dertten kurtulur Bi'iznillahi Teala.  
GİRİŞ AiLE MEKTEBi ViDEOLAR PSiKOLOJi FAALiYETLER ETKiNLiKLER iLETiŞiM
Bizden Haberler
Abdullah Büyük Videolar...
Haftalık Canlı Yayında Dersl...
Yeni binamızın açılışı yapıl...
Yaptığımız bazı dini broşürl...
 
Kalemden Kelama
Kuran sünneti nasıl savunur ...
Kuran yeterliyse hadislere n...
Güzel Hayat...
Ah Bilmiş Olsaydım...
 
Seminerlerimiz
AİLE MEKTEBİMİZİN 3. DERSİ A
AİLE MEKTEBİMİZİN 2. DERSİ =
AİLE MEKTEBİMİZİN 1. DERSİ =
 
Dost Sitelerimiz
 




 Musab Seyithan


  Kabe'de yatır mı var?
Ekleme Tarihi: 30.03.2017



Her yıl milyonlarca Müslüman, hac ve umre sebebiyle kutsal şehir Mekke’ye gider ve Beytullah’ı/Kâbe’yi ziyaret eder. Geçtiğimiz Şubat ayında, Rabbim nasip etti de umre ziyaretinde bulundum. Orası dünya Müslümanlarının harmanlandığı bir laboratuar görünümündedir. Kabasından kibarına, duyarlısından vurdumduymazına, siyahından beyazına, çekik gözlüsünden sürmelisine varıncaya kadar her cinsten insanı bulmanız mümkündür.


 Diğer milletlerin bilgi seviyesi nedir bilemem ama bizim insanımızın hac ve umreye gidenlerinin bilgileri düşündürücüdür. Kalbinde imanı olanlar biraz paraları olunca en azından bir umre ziyaretini gündemlerine almaktadırlar. Fakat bu konuyla ilgili sağlıklı bilgi donanımı elde etmeden yola revan olmaktadırlar. Şekil üzerinde donup kalmakta, hac ve umre ile ilgili mekânları ikonlaştırmaktadırlar. Kâbe’nin kapısına, duvarlarına ve İbrahim makamını çevreleyerek fanus vazifesi yapan cam kaplamaya öyle bir yapışmakta, ellerindeki mendili çıkararak sürmekte ve onunla da yüzlerini ve vücudunu mesh etmektedirler.Ayrıca bir taraftan tavaf ederken diğer taraftan da kafa kafaya vererek dedi-kodu yapmaktadırlar. Hem de Allah’ın evinde… 


Hâlbuki kişi, ibadetle sorumlu olmadan önce, onunla ilgili hükümleri öğrenmesi, farz-ı ayndır. İlim, amelden önce gelir. Mesela, kendisine hac farz olmayan kişinin, hacla ilgili ahkâmı öğrenmesi farz değildir. Ne zaman ki, hac kendisine farz oldu ve gitmesi kesinleşti, işte o zaman hacla ilgili hükümleri, haccın ne anlama geldiği ve orada yaptığı sembolik uygulamaların ne ifade ettiğini bilmesi gereklidir, farz-ı ayındır. Kâbe’nin, tavafın ne demek olduğunu, safa ile Merve arasında sa’y yapmanın ne anlama geldiğini, Arafat vakfesinin, mahşerin bir provası olduğunu, sembolik olarak şeytanı taşlamakla ne demek istediğini bilmelidir. 


 “Bismillahi Allahüekber ve lillahi’l hamd” diye Hacer’ul Esved’i selamlayarak başladığı tavafla “Yarabbi! Sana olan akdimi yineliyorum, sana kayıtsız şartsız itaat edeceğime söz veriyorum” diyerek Allah’a olan beyatını yenilemiş olur. Kâbe’nin etrafında yedi defa dönmek bir tavaftır. “Yedi” rakamı da sonsuzluğu sembolize eder. Kâinat, maddenin en küçük yapı taşı olan atomun proton ve nötronundan başlamak üzere, en büyük gezegenlere varıncaya kadar hareket halindedir. Dünya kendi ekseninde dönerek 24 saati tamamlarken aynı zamanda güneşin etrafında dönerek de bir yılı tamamlar. “Yarabbi ben de kalbimin bulunduğu sol tarafıma Kâbe’yi alarak kalbimi sana bağlıyor ve hareket halinde olan kâinatla bütünleşiyorum. Onların zikrine ben de iştirak ediyorum” bilinciyle hac ve umre tavafını yerine getirmelidir.Bizim hac ve umrecimiz bu derûnî duygu ve niyetlerle bu ibadetini yapması gerekirken “Mescid-i Haram’ın kaç kapısı var, Kâbe’nin örtüsü nerede dokunuyor, her yıl değişiyor mu? Altınoluk ne zamandan beri var? gibi hac ve umre ibadeti ile hiç ilgisi olmayan şeklî ve ikonik sorularla meşgul olmaktadır.


 Öğrenciliğimiz zamanında okulca umreye gitmiştik. Umrede tevafuken tanıştığımız, ömrünün çoğu Mekke ve Medine’de geçen ve bize mihmandarlık yapan Amasyalı Nimetullah hoca, –hâlâ kulaklarımda çınlayan ve bugün söylenmiş gibi hatırladığım- şu sözleri söylemişti: “Gençler! Bakın siz İlahiyat tahsili yapıyorsunuz. İnşallah yarın mezun olunca kiminiz öğretmen, kiminiz imam, kiminiz, vaiz, kiminiz de müftü olacaksınız. Lütfen hac ve umre için buraya gelenlere bu konuları iyi anlatın. Bizim Türk hacı ve umrecileri, hem yaşlanmadan gelmiyorlar, hem de çok cahiller. Bir kısmı, bize Kâbe’yi göstererek; “Hocam, beytullah efendimiz burada mı yatıyor?” Bir kısmı da “Peygamberimiz Kâbe’de mi medfun” diye soruyorlar." 


 Aradan yaklaşık kırk yıl geçmesine rağmen hâlâ benzer sorularla karşılaşmış olmam, beni çok düşündürdü. Mescid-i Haram’ın ikinci katında Kâbe’nin çok güzel göründüğü bir yerde oturmuş, kuşbakışı tavaf edenleri seyrediyordum. Bu seyrin de ayrı bir manevi zevki oluyordu. Yanımda oturan bir Türk umreci –boynumdaki görevli kimliğimden hoca olduğumu anlamış olmalı ki- Hatim denilen ve Kâbe’nin içinden sayılan Hicr-i İsmail’de namaz kılan kalabalığı göstererek; “Hocam, insanların yoğun bir şekilde namaz kıldığı bu yerde bir yatır mı var?” diye sorunca, zaman tünelinden geçmişe giderek “Haklıymışsın Nimetullah hocam. Sen bize kırk yıl önce uyarıda bulunmuştun da biz de inanmak istemeyerek hayret etmiştik. Aradan kırk yıl geçmesine rağmen hâlâ insanımız cehaletini koruyor. Onlar kadar biz de galiba suçluyuz” diye hayıflandım. 


Siz, yatırları sığınma ve dilenme yerleri kılar, “darda kalan kabir ehlinden yardım istesin” uydurmasıyla peygambere iftira ederseniz; sonunda sıkışan, çocuğu olmayan, oğlu üniversiteyi kazanamayan haliyle yatırlara koşup dilek çaputları bağlayacak, nerede kalabalık bir şekilde ibadet için yoğunlaşmış insan kitlesi görse “burada yatır mı var?” sorusunu sormaktan geri durmayacaktır. 


Neyse, adamcağıza usulüne uygun bir şekilde “Kâbe’nin içinde hiçbir şey olmadığını, Allah’ın emriyle ilk insan ve ilk peygamber Hz. Âdem tarafından yapıldığını, zaman içerisinde tabiat olaylarından ve özellikle Nuh tufanından sonra yıkıldığını, Hz. İbrahim tarafından, Cebrail (a.s)’ın gösterdiği eski temeli üzerinden tekrar inşa edilerek ve zaman içerisinde maruz kaldığı yıpranmaları da tamir edilerek bugüne kadar geldiğini açıkladım.“Beytullah/Allah’ın evi denmiş olmasının sebebi, yapımının Allah tarafından emredilmiş olmasındandır. Allah, zamandan ve mekândan münezzehtir. O’na mekân izafe etmek muhaldir” diye de ilave ettim.


 Zira Hz. İbrahim, Allah'ın kendisine verdiği Kâbe’yi inşa görevini, oğlu Hz. İsmail ile birlikte yerine getirmiştir. Allah Kuran'da, bu konuda Hz. İbrahim'e şöyle vahiyde bulunduğunu bildirmiştir:


“Hani Biz İbrahim'e Ev'in (Kâbe’nin) yerini belirtip hazırladığımız zaman (şöyle emretmiştik:) "Bana hiçbir şeyi ortak koşma, tavaf edenler, kıyam edenler, rükû ve secdeye varanlar için Evimi tertemiz tut. İnsanları hacca çağır…” (22Hac:26-27) 


Gerçek şu ki, insanlar için ilk kurulan Ev, Bekke’deki/Mekke’deki, o, kutlu ve bütün insanlar için hidayet olan (Ka'be)dir. (Al-i İmran: 96)


Allah bir diğer ayette, Hz. İbrahim ve Hz. İsmail'in Kâbe’yi inşa görevlerini şöyle bildirmektedir: “İbrahim, İsmail'le birlikte Ev'in (Ka'be'nin) sütunlarını yükselttiğinde (şöyle dua etmişlerdi): "Rabbimiz bizden (bunu) kabul et. Şüphesiz, Sen işiten ve bilensin."(2Bakara: 127)


Sözün özü şu ki, ibadetlerimizin içi boşaltılmıştır, şeklîleştirilmiştir, ekseninden kaydırılmıştır. Onları tekrar asli kimliğine döndürmemiz ve içini ihlâsla doldurmamız gerekmektedir. Hıristiyanların dinlerine reva gördüğü ikonlaştırmayı biz İslam’a asla reva görmemeliyiz. Bunun için de, önce ibadetin, neden ve kim için yapıldığı bilinci verilmeli, ahkâmı ile ilgili ilmî donanım sağlanmalıdır. Aksi takdirde yaptığımız ibadetler, yatalak ve komalık olmaktan kurtulamaz. Bitkisel hayatta olan bu ibadetimizin de bize faydası olmaz. Haccımız ve umremiz de, dinî turizmden öteye geçemez. 

Selam ve dua ile.


   Musab Seyithan ait diger başlıklar
Kur'an'da eleştiri
RAMAZAN MEKTEBİNDEN RIZA DİPLOMASI ALABİLMEK
Kur'an'ın anlaşılması ile ilgili yaklaşımlar
Ümmetin vahdetini parçalamak toplumsal şirktir
Kur'an'ı Sadece Elitler ya da Hocalar mı Anlar?
İnsanlar nasıl haşhaşileştirilirler?
İmamı Azam Allah'ı mı görmüş? Allah Allah...
Avrupa'daki Müslüman Gençlerin Sorunları
Kandil Gecelerinin tarihi arka planı
Kabe'de yatır mı var?
İslam'da kadının iş ve sosyal hayatı
Anayasa Değişikliğine Neden 'EVET' Diyoruz?

Derneğimiz
DERNEK BAŞKANLIĞI
DERNEĞİMİZ HAKKINDA
RİBAT EĞİTİM VAKFI
İLİM ve AİLE MEKTEBİ
GIDA HAYIR MARKET
EVLENDİRME
 
 Köşe Yazarlarımız 

Anket
İnternetten dini video ve dersleri düzenli takip eder misiniz ?
Düzenli izlerim
Arasıra izlerim
Dengeldiğimde izlerim
Konusu ilgimi çekerse izlerim
Kısa olursa izlerim
Uzun olursa izlerim
Haftada bir defa izlerim
Ayda bir defa izlerim
İzlemiyorum / İzlemem
 
Ana Sayfa - Tüzük - Yukarı Çık         
©  2005-2017   GOKKUŞAĞI AİLE DERNEĞİ | Gökkuşağı Aile Derneği
WebSite: VS MEDYA