DUYURULAR  SOSYAL MEDYA 
 
7-8 EKİM 2017 DE BAŞLAYACAK OLAN AŞAĞIDA KONULARI VE İÇERİĞİ BELİRTİLEN PROGRAM EKİM AYININ HER CUMARTESİ VE PAZAR GÜNLERİ SAAT 09:00-17:00 SAATLERİ ARASINDA ERKEKLER VE BAYANLAR AYRI OLMAK ÜZERE  YAPILACAKTIR

NOT:DÖRT(4)HAFTA SÜRECEKTİR DEVAMLILIK MECBURİDİR  

Erkekler:  Salih YILDIRIM
0 505 706 05 04
Bayanlar: Zehra YILDIRIM
0 505 733 35 65
BİR SÖZ
Facebook
YouTube
Canlı Yayın
  EL ĞANİYY Gani [ Çok zengin ve herşeyden müstağni ] Ya Ğaniyy ismini zikreden; maddi ve manevi zenginliğe ulaşır, hiç bir şeye muhtaç olmaz. Zenginlerden olur.Büyük servet ve geniş rızık okunur.Hiç bir şeye muhtaç olmaz.Hasta olan eline okur üfler elini ağrıyan yerine koyarsa şifa bulur.  
GİRİŞ AiLE MEKTEBi ViDEOLAR PSiKOLOJi FAALiYETLER ETKiNLiKLER iLETiŞiM
Bizden Haberler
Abdullah Büyük Videolar...
Haftalık Canlı Yayında Dersl...
Yeni binamızın açılışı yapıl...
Yaptığımız bazı dini broşürl...
 
Kalemden Kelama
Kuran sünneti nasıl savunur ...
Kuran yeterliyse hadislere n...
Güzel Hayat...
Ah Bilmiş Olsaydım...
 
Seminerlerimiz
AİLE MEKTEBİMİZİN 3. DERSİ A
AİLE MEKTEBİMİZİN 2. DERSİ =
AİLE MEKTEBİMİZİN 1. DERSİ =
 
Dost Sitelerimiz
 




 Musab Seyithan


  İmamı Azam Allah'ı mı görmüş? Allah Allah...
Ekleme Tarihi: 21.04.2017



Müslüman, inançlarını ve iddialarını Kur’an’a ve sahih Sünnete dayandırmak zorundadır. Bütün görüşler bu ölçüye vurularak değerlendirilir. Bu ana ilke ile ilgili İmam Şafi şöyle der:  “Bir söz söylediğimiz vakit onu Allah’ın Kitabı ve Rasûlüllah’ın Sünnetine arzediniz. Eğer onlara uyuyorsa kabul ediniz, uymuyorsa reddediniz ve sözümüzü duvara çalınız.” (İbnü’l Kayyim, İ’lamu’l Muvakıîn, 2/361)


Masum/korunmuş olan sadece Rasûlullah’tır. Onun dışında kim olursa olsun masum değildir. Masum olmayan kişilerin, Kitap ve Sünnete uygun olan sözleri kabul edilir. Bu ikisine muhalefet edenler ise, kim olursa olsun sözlerine itibar edilmez. Nitekim İmam Malik; Rasûlullah’ın (sav) kabrini ziyaret esnasında: “Bu kabir sahibinin dışında herkes söylediklerinden tenkide tabi tutulur” demiş ve Allah Rasûlü’nün kabrine işaret etmiştir.  (Takuyyiddin es-Subkî, el-Fetâvâ, 1/48)


 Rü’yetullah/Allah’ın görülmesi ile ilgili iki ana görüş çarpışmış ve bunlardan, İslam rasyonalistleri diye bilinen Mutezile mezhebi, ayetleri sevkedildiği mananın dışında tevil ederek, hem dünyada hem de ahirette Allah’ın kesinlikle görülmeyeceğini ileri sürmüştür.


Ehl-i sünnet mezhebinin muhakkik âlimleri de; "Musa, tayin ettiğimiz zaman için gelip de, Rabbi onunla konuştuğu zaman, dedi ki; "Rabbim bana (kendini) göster, sana bakayım". Allah, (ona şöyle) dedi; "Beni asla göremezsin, fakat (şu) dağa bak; eğer yerinde durursa beni göreceksin." Rabbi dağa tecelli edince, onu, un ufak etti. Musa da baygın düştü. Kendine geldiği zaman şöyle dedi; "Ya Rabbi! Seni tenzih ederim, sana tevbe ederim; ben mü'minlerin ilkiyim" (Araf:7/143) ayetini delil getirerek dünyada Allah’ın görülemeyeceğini kabul eder.


Aynı zamanda, "O gün, Rablerine bakıp parıldayan yüzler vardır"(Kıyame, 75/22-23) ayetini de delil getirerek, “Mü'minler ahirette Yüce Allah'ı, keyfiyeti belli olmayacak bir şekilde göreceklerdir” derler. Allah’ın ahirette görülmesinin vucubu ile ilgili olarak, Ehl-i Sünnet nazarında en kuvvetli delillerden birisi bu ayettir. Ayetin öncesine dikkatle bakıldığında; ayetin içinde bulunduğu surenin isminin bile, ahiret ahvalinden bahsedildiğine işaret ettiği görülecektir. Çünkü surenin ismi "Kıyame suresi"dir. Surenin başında kıyamet ahvalinden bahsedilmekte ve bu ayetten bir iki ayet öncesine kadar, müşriklerin acıklı hallerinden söz edilirken, sıra mü'minlere gelmekte ve cennet ahvaline geçilmekte; o arada da, rü'yet ile ilgili bu ayetin zikri geçmekte, o gün mü'minlerin büyük bir neşe ve sürur içinde oldukları ifade edilmektedir. Dolayısıyla açık ve net bir şekilde Allah’ın cennette görüleceği anlatılmaktadır.


Sahih hadislerde de belirtildiğine göre “Müminler, bulutsuz bir günün öğle vaktinde güneşi ve bulutsuz bir gecede dolunayı gördükleri gibi Allah’ı ahirette görecektir." (Buhârî, “Tevhîd”, 24; Müslim, “Îmân”, 299, “Zühd”, 16). 


Diğer bazı rivayetlere göre de “Hiçbir mümin ölünceye kadar Allah’ı göremeyecektir.” (Müslim, “Fiten”, 95). Ashab mirac münasebetiyle Peygamberimize, “Allah’ı gördün mü?” diye sormuş, o da, “Nurdur, nasıl göreyim?” veya “Sadece bir nur gördüm” cevabını vermiştir. (Müslim, “Îmân”, 291-292)


 Hz. Âişe ise, “Muhammed’in Allah’ı gördüğünü söyleyen kimse yalan konuşmuş olur” (Buhârî, “Tevĥîd”, 4) diyerek Resûlullah dâhil kimsenin dünyada Allah’ı görmediğini ve gözlerin Allah’ı idrak etmediğini bildiren âyetin (Enâm: 6/103) bunu açıkladığını belirtmiştir. Çünkü O, Bakîdir, Bakî ise fanî ile görülemez. Ahirette kullara baki gözler verilince, Baki’yi, baki gözlerle görürler. 


 Bütün bu sahih haberlere rağmen, peygamberimize ve bir kısım önde gelen âlim ve tasavvuf erbabına dayandırılan çelişkili haberler de vardır. Mesela Peygamber Efendimiz güya: “Geceleyin abdest aldım ve namaz kıldım. Ardından uyudum. Rabbimi en güzel sıfatta gördüm” diye buyurmuş. (Tirmizî, Tefsir,39, H.No:3235; Ahmed b. Hanbel, Müsned,  5/584, H.No:16621) 


Hâlbuki yukarda naklettiğimiz Buhari ve Müslim tarafından “Rasulullah’ın miraçta bile Allah’ı görmediği” ve “Kim Muhammed Allah’ı gördü derse yalan söylemiş olur” haberlerine rağmen Kuranla uyumlu bu hadislerle çelişen rivayetlere itibar olunmaz.

Hadis ulemasınca kabul edilen bir gerçek var ki, “Sika/güvenilen ravilerin rivayetlerine ters düşen haberler şazdır, bunlarla amel edilmez. Buhari ve Müslim’in naklettiği hadisler, güvenilirlikte diğer hadis kitaplarında zikredilenlerden önde gelir.”  Buna göre Kur’an’a ters düşmeyen sahih haberleri nakledip de arkasından bu şaz haberleri zikrederek, at izini it izine karıştırmanın bir mantığı yoktur. Maalesef kendisinde tarikat bulaşığı olan bir kısım âlim, bu sahih hadisleri görmezden gelip bunlara ters düşen şaz haberlere sarılarak, -sanki rüya âlemi, dünya hayatının bir parçası değilmiş gibi- Allah’ın rüyada görülebileceğini ve seleften birçok kimsenin rüyada Allah’ı gördüğünü ifade etmişlerdir.

Mesela İbrâhim b. Ethem’in Allah’ı rüyada gördüğü, O’na yetmiş mesele sorduğu (Ebû Tâlib el-Mekkî, II, 133, 139), Hakîm et-Tirmizî’nin Allah’ı bin bir kere rüyasında gördüğü (Ferîdüddin Attâr, s. 377, 527) rivayet edilir.İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin rüyada Allah’ın rububiyetini yüz kere müşahede ettiği, yüzüncüsünde: “Ey Rabbim! Kıyamet günü mahlûkat, senin azabından nasıl kurtulur?” diye sorduğu; Allah’ın da ona: “Kullarım sabah akşam Zatımı ve isimlerimi tesbihe devam ederlerse (Sübhane’l ebediyyel ebed duasını okurlarsa) azabımdan kurtulurlar” diye müjdelediği bildirilmiştir. (İbn-i Abidin, Reddu’l-Muhtar, 1/35). 


 Bu rivayet hangi kitapta geçerse geçsin, bunu yazan hocanın sarığının uzunluğu kaç metre olursa olsun, sakalının çapı, yarıçapı veya pî sayısı ne olursa olsun, bu ifadelerle İmamı Âzam’a cehalet isnad ettiklerinin farkında değiller. Yahu arkadaş bu koca imam, Kur’an’dan habersiz mi yaşadı da cehennem azabından nasıl kurtulacağını bilmiyordu ve güya rüyasında gördüğü Allah’a ancak yüzüncü görmesinde hatırlayıp “Yarabbi kıyamet günü mahlûkat, senin azabından nasıl kurtulur?” sorusunu sordu. Eğer Saf suresinin 10-11. Ayetlerine baksaydınız mü’minin, elim azaptan nasıl kurtulacağının formülünü Yüce Allah’ın orada vermiş olduğunu görürdünüz. Böyle rüya enstantaneleri uydurmanıza gerek yoktu. Bakın Yüce Rabbimiz ilgili ayetlerde ne buyuruyor: “Ey iman edenler! Sizi acıklı bir azaptan kurtaracak bir ticareti size göstereyim mi? Allah’a ve Rasûlü’ne gerektiği gibi inanır ve Allah yolunda mallarınız ve canlarınızla cihad edersiniz. Eğer biliyorsanız, sizin için hayırlı olan budur.” (Saf: 61/10-11).


 Yüce Allah, Âl-i İmran 91 ve Maide 36. Ayetlerde “Kâfir olarak can verenlerin, yeryüzü dolusu kadar altınları olsa veya iki dünya dolusu mala sahip olsalar ve kıyamet gününün azabından kurtulmak için hepsini fidye olarak verseler yine onlardan kabul edilmez ve onlar için acıklı bir azap vardır” diye buyrulmaktadır. Sonra da Saf suresinde bu acıklı azaptan nasıl kurtulmak gerektiğinin formülü verilmektedir. 


Ayrıca şu ayetler de müminlerin hangi durumda kurtulacaklarını beyan etmektedir:


“İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerin Allah katında büyük dereceleri vardır. İşte 'kurtuluşa ve mutluluğa' erenler bunlardır.” (Tevbe: 9/20)


“İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele.” (Bakara:2/25) 


"Allah'a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için Rableri katında mükâfat vardır; onlar korkuya uğramayacaklar, mahzun da olmayacaklardır." (Bakara:2/62)


 “Mü'min olarak, erkek veya kadın, her kim salih ameller işlerse, işte onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar.”(Nisa: 4/124) 


“İman edip salih ameller işleyenlere gelince, (Allah) onların mükâfatlarını eksiksiz ödeyecek ve lütfundan onlara daha da fazlasını verecektir. Allah'a kulluk etmekten çekinenlere ve büyüklük taslayanlara gelince; (Allah) onları elem dolu bir azaba uğratacaktır ve onlar kendilerine Allah'tan başka bir dost ve yardımcı da bulamayacaklardır.”  (Nisa: 4/173) 


“İman edip salih amellerde bulunanları, altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokacağız. Orada onlar için tertemiz kılınmış eşler vardır. Ve onları, 'ne sıcak-ne soğuk, tam kararında gölgeliğe' sokacağız.” (Nisa:4/57)


“Her kim de O'na salih ameller işlemiş bir mü'min olarak varırsa, işte onlar için en yüksek dereceler, içinden ırmaklar akan, ebediyyen kalacakları Adn cennetleri vardır. İşte bu günahlardan temizlenenlerin mükâfatıdır.” (Tâhâ:20/76)


Kur’an’ın hemen her suresinde ahiretteki kurtuluşun formülünü veren onlarca ayet vardır. Bütün bu Kur’ânî gerçekler ortada iken, İmamı Âzam kalkıp Allah’a  “Yarabbi kıyamet günü mahlûkat, senin azabından nasıl kurtulur?” sorusunu sorarak cehlini ortaya koyacak ve sonra da “Azam/büyük İmam” olarak fıkıh tarihine geçecek, öyle mi?

Güldürmeyin adamı...

Hurafelerinizi temellendirmek için illa topluma mal olmuş büyük âlimleri kullanmak zorunda mısınız?

Bu koca âlimi, İslam düşmanları bile sizin kadar itibarsızlaştıramaz. Önünüze gelen her kitapta yazılı olan her şeyi -sahih rivayetlerle çeliştiği halde- böyle allayıp pullayıp servis yaparsanız, olacağı budur.

Unutmayalım ki, Kur’an’dan başka her kitap bir “acaba” ile başlar, eleştiriye açıktır.

Kendisinden faydalandığımız âlimlerimizin kitabında zikrettiği, Allah’ın ayetlerine ve sahih sünnete ters düşen görüşlerini reddeder ve o âlimlerimizin de insan olduğunu, onların da hata yapabileceğini var sayar, doğrularını baş tacı ederken yanlışlarını da çöpe atarız. Yukarda naklettiğim İmam Şafi’nin: “Bir söz söylediğimiz vakit onu Allah’ın Kitabı ve Rasûlüllah’ın Sünnetine arzediniz. Eğer onlara uyuyorsa kabul ediniz, uymuyorsa reddediniz ve sözümüzü duvara çalınız” harika tespitini hayatımızın ölçüsü yaparız. 

 İlim irfan, yol ve yöntem bilmeyen bazı cahil cühelanın “Deve dişi gibi önceki âlimler kitaplarında “İmam Azam, Allah’ı yüz kere rüyasında görmüş” dediği halde, sen kim oluyorsun da bunun doğru olmadığını söylüyorsun?” şeklindeki itirazlarını duyar gibiyim.

Efendiler! Bu konuda deliller konuşur. Söz sahibinin deliline bakılır. Eğer Kur’an ve Sahih sünnetten sağlam ve şaz olmayan delillere dayanıyorsa itibar edilir, yoksa -İmam Şafi’nin ifadesiyle- duvara çalınır, o kadar.

Muhakkik Fıkıh ve Kelâm ulemasının dayandığı sahih deliller de, Allah’ın sadece ahirette görüleceğini belirtmektedir. Rüyanın da ahiretten bir parça olmadığı aşikârdır.


   Musab Seyithan ait diger başlıklar
Kur'an'da eleştiri
RAMAZAN MEKTEBİNDEN RIZA DİPLOMASI ALABİLMEK
Kur'an'ın anlaşılması ile ilgili yaklaşımlar
Ümmetin vahdetini parçalamak toplumsal şirktir
Kur'an'ı Sadece Elitler ya da Hocalar mı Anlar?
İnsanlar nasıl haşhaşileştirilirler?
İmamı Azam Allah'ı mı görmüş? Allah Allah...
Avrupa'daki Müslüman Gençlerin Sorunları
Kandil Gecelerinin tarihi arka planı
Kabe'de yatır mı var?
İslam'da kadının iş ve sosyal hayatı
Anayasa Değişikliğine Neden 'EVET' Diyoruz?

Derneğimiz
DERNEK BAŞKANLIĞI
DERNEĞİMİZ HAKKINDA
RİBAT EĞİTİM VAKFI
İLİM ve AİLE MEKTEBİ
GIDA HAYIR MARKET
EVLENDİRME
 
 Köşe Yazarlarımız 

Anket
İnternetten dini video ve dersleri düzenli takip eder misiniz ?
Düzenli izlerim
Arasıra izlerim
Dengeldiğimde izlerim
Konusu ilgimi çekerse izlerim
Kısa olursa izlerim
Uzun olursa izlerim
Haftada bir defa izlerim
Ayda bir defa izlerim
İzlemiyorum / İzlemem
 
Ana Sayfa - Tüzük - Yukarı Çık         
©  2005-2017   GOKKUŞAĞI AİLE DERNEĞİ | Gökkuşağı Aile Derneği
WebSite: VS MEDYA