DUYURULAR  SOSYAL MEDYA 
 
Hoşgeldin onbir ayın sultanı Ya Şehr-i Ramazan
----oOo----
Tuttuğunuz oruçların makbul dualarınızın kabul, ailenizin ve toplumumuzun hidayetine temizlenmesine faziletine sebep olması duasıyla...
----oOo----
Bir sonraki CANLI YAYIN
Bayramdan sonra inşallah
BİR SÖZ
Facebook
YouTube
Canlı Yayın
  EL ALÎM Alim [ Her şeyi çok iyi bilen ] İlim zenginliği için okunur.Herşey ona beyan olur.Gizli sırlara vakıf olur.  
GİRİŞ AiLE MEKTEBi ViDEOLAR PSiKOLOJi FAALiYETLER ETKiNLiKLER iLETiŞiM
Bizden Haberler
Abdullah Büyük Videolar...
Haftalık Canlı Yayında Dersl...
Yeni binamızın açılışı yapıl...
Yaptığımız bazı dini broşürl...
 
Kalemden Kelama
Güzel Hayat...
Ah Bilmiş Olsaydım...
 
Seminerlerimiz
AİLE MEKTEBİMİZİN 3. DERSİ A
AİLE MEKTEBİMİZİN 2. DERSİ =
AİLE MEKTEBİMİZİN 1. DERSİ =
 
Dost Sitelerimiz
 




 Abdullah Büyük


  Dünya ile imtihanımız
Ekleme Tarihi: 28.04.2017



Son güncelleme: 28 Nisan 2017 08:25 AKİT

Bu çağın insanı olan bizler, yaşadığımız dönemde vuku bulan olaylara imani bir perspektiften bakmalıyız. Hz. Peygamber (sav), “Müminin ferasetinden sakınınız; zira o Allah’ın nuruyla bakar.” (Tirmizi, “Tefsir”, 6) buyurmaktadır. Bu nedenle bizler, sosyal olaylara, toplumsal değişimlere, çevreye hülasa tüm oluşumlara, imanın kazandırdığı feraset ile bakmalı ve bu doğrultuda kritiğe tabi tutmalıyız. Bu temel prensiplere sadık kalarak dünya ile imtihanımızı gözden geçirelim.

Yeryüzünde yaşanan her şey bizim bedenimizin üzerinde yaşanmış demektir. “Bir kumarhane, bir faiz kurumu, bir meyhane görürsen bil ki, bunların hepsi bedeninin üzerinde yapılıyor.” İnsan topraktan yaratılmıştır. İşlenen cürüm ve katliamlar da yine bu toprak üzerinde yapılmıyor mu? Akıtılan kanlar, patlatılan bombalar ve bütün sevimsiz olaylar, hep öz bedenlerimiz üzerinde icra ediliyor. Biz Müslümanlar, dünya üzerinde sürdürülen savaşlara, “Çok şükür Türkiye’de savaş yok (!)” gibi sığ bir mantıkla yaklaşamayız. Akıtılan her kanı kendi kanımız, dağıtılan her haneyi kendi evimiz saymak zorundayız.

“Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar” (Buhari “Edeb”, 27) Hadis-i şerifte tavsif edildiği gibi tek bir vücudun organları mesabesinde olan ümmetin her bireyi; 2 milyar uzvunun acısını ruhunda hissetmeli ve üzerine düşeni yerine getirmelidir.

Bu husustaki vazifemizi icraya, dualarımız ile başlayacağız. “İçinde bulunduğum şartlarda/yüzyılda, savaşın yaşandığı ülkelerdeki kardeşlerime nasıl bir yardım yapabilir, vazifemi nasıl yerine getirebilirim?” türünden mülâhazalar ve fikrî kaygılar karşısında verilecek en doğru cevap, “Dualarınızla...” olacaktır. Filistin, Irak, Afganistan, Suriye, Mısır ve daha pek çokları, alenî bir zulme muhatap kılınmaktadır. Bu canlı vesika karşısında Müslümana düşen, hiç olmazsa seherlerini ve dualarını bu kardeşlerine tahsis etmesidir.

Unutmamalıyız ki biz, namazlarımızın her rekâtında “Yalnız sana ibadet eder ve yalnız senden yardım dileriz” (Fatiha, 1/5) derken, tekil ifadelerle değil, tüm ümmeti kapsayan bir dil kullanarak dua ediyoruz. Daha doğru bir ifadeyle kullarına dua talimini yaptıran Rabbimiz, geniş gönüllülük ve diğergamlık gibi erdemleri namaz vesilesiyle bizlere aşılamış olmaktadır.

Türkiye’nin sadece bir günlük ekmek israfı, Nijer halkının tamamına yetecek seviyeye yükselmiş durumdadır. İsrafçı olmamak hem dinimizin öğretilerinin bir gereği, hem de insanî tasaların bir sonucudur. Dünyanın bir tarafında bir lokma ekmeğe muhtaç insanlar yaşarken, beri tarafta tıka basa doldurulmuş mideleri sebebiyle rahatsızlanan insanlar yaşamaktadır. 

Toplumsal çöküş, toplumun yalnız bir ya da birkaç tabakasında değil, tüm kesimlerinde, hem de hızlı bir şekilde gerçekleşmektedir. Eroin komasına girerek ölen gençler, üniversitelerin geldiği acı nokta, ahlâkî erozyon, dinî yozlaşma ve daha yüzlerce belge, tehlikenin hızlı bir şekilde, hepimizi kuşatma altına aldığını göstermektedir.

Bir uzvumuz, gece gündüz demeden aynı şiddete maruz kalırken, diğer bir uzvumuz doyumsuzluk batağında debelenmekte ve meşguliyetlerini sadece yeme içme, gezip tozma gibi üzerinde hiçbir ümmet şuuru nişanesi bulunmayan basit işlerle iştigal etmektedir. Bir tarafta küçük elleriyle düşman tanklarına sapanla taş atma telaşında çocuklar yaşarken, diğer yanda 15 yaşına gelmiş olmasına rağmen, anne babası tarafından sabah namazına kaldırılmaya kıyılamayan çocuklar varlığını sürdürmektedir.

Şimdi mukayese ve muhasebeyi objektif bir usulle inanç penceresinden yapalım ve kendimize şu soruyu yöneltip: “Dünya ile imtihanımızda başarılı mıyız? ”, hükmümüzü vicdan mahkemesinde kendimiz verelim.

Selam ve dua ile Cumanız mübarek olsun.

   Abdullah Büyük ait diger başlıklar
Akit gazetemizin muhterem okuyucularına saygılarımla
Sorunlarımızın çözüm adresi
Mü’mine mazeret yakışmaz
Dünya ile imtihanımız
Miraç ve namaz
Ümmete umut olmak için “EVET”
Merhabalar Rahmet Mevsimi
Hayat Anlamını Allah’tan Alır...
16 Nisan Ümmet İçin Fırsattır
Kur’an ve Sünnetin Işığında Cemaat Olunur
Ölüm anlamını yitirmesin
Müslüman rastgele yaşayamaz

Derneğimiz
DERNEK BAŞKANLIĞI
DERNEĞİMİZ HAKKINDA
RİBAT EĞİTİM VAKFI
İLİM ve AİLE MEKTEBİ
GIDA HAYIR MARKET
EVLENDİRME
 
 Köşe Yazarlarımız 

Anket
İnternetten dini video ve dersleri düzenli takip eder misiniz ?
Düzenli izlerim
Arasıra izlerim
Dengeldiğimde izlerim
Konusu ilgimi çekerse izlerim
Kısa olursa izlerim
Uzun olursa izlerim
Haftada bir defa izlerim
Ayda bir defa izlerim
İzlemiyorum / İzlemem
 
Ana Sayfa - Tüzük - Yukarı Çık         
©  2005-2017   GOKKUŞAĞI AİLE DERNEĞİ | Gökkuşağı Aile Derneği
WebSite: VS MEDYA