DUYURULAR  SOSYAL MEDYA 
 
BİR SÖZ
Facebook
YouTube
Canlı Yayın
  EL HAMÎD Hamid [ Ancak kendisine hamdedilen, bütün varlığın diliyle yegane övülen ] Ya Hamid ismi zikredenlerin Kazancın genişlemesi içindir.Mahlukatın sevgisini kazanır. 5 Vakit namazların ardından 100 defa okuyan salih kullardan olur. Dünya o kulun hizmetçisi olur.Maddi ve manevi olarak güçlenir. Bütün zor işleri kolaylaşır.  
GİRİŞ AiLE MEKTEBi ViDEOLAR PSiKOLOJi FAALiYETLER ETKiNLiKLER iLETiŞiM
Bizden Haberler
Abdullah Büyük Videolar...
Haftalık Canlı Yayında Dersl...
Yeni binamızın açılışı yapıl...
Yaptığımız bazı dini broşürl...
 
Kalemden Kelama
Güzel Hayat...
Ah Bilmiş Olsaydım...
 
Seminerlerimiz
AİLE MEKTEBİMİZİN 3. DERSİ A
AİLE MEKTEBİMİZİN 2. DERSİ =
AİLE MEKTEBİMİZİN 1. DERSİ =
 
Dost Sitelerimiz
 




 Musab Seyithan


  Kur'an'ı Sadece Elitler ya da Hocalar mı Anlar?
Ekleme Tarihi: 05.05.2017



23 seneye yakın bir zaman diliminde inişi tamamlanan K.Kerim, kıyamete kadar çeşitli kavim ve milletlere mensup insanların dînî, hukûki ve ahlâkî ihtiyaçlarına cevap verecek ilâhî bir kitaptır.

İlim ve teknikte derecesi ne olursa olsun her devrin insanı, Kur’an’ı okuduğu veya dinlediği zaman kendi güç ve kabiliyeti ölçüsünde, onu kendine hitap ediyor bulur ve tatmin olur.

Âlim ve cahile aynı anda tek bir hitapla nasibini vermek veya rûhen muhtaç olduğu ilacı sunmak, ilâhî kelam olan Kur’an’a has bir keyfiyettir. Allah’ın azabından korunmak isteyenlere yol göstericilik rolünü üstlenen (Bakara:2)  ve öğüt alınması için anlaşılması kolaylaştırılan (Kamer: 17, 22, 32, 40) bir kitaptır.


Bir mesajın yaşanabilmesi için, anlaşılması şarttır. Kur’an da Allah’ın kullarına mesajı olduğuna göre, hayata geçebilmesi için anlaşılması gerekir.


Rasulullah (s.a.v), tebliğ etmekle sorumlu olduğu Kur’an’ı; okuyordu, anlıyordu, düşünüyordu, özümsüyordu, benimsiyordu, iman ediyordu, amel ediyordu, aynı zamanda bu Kur’an’ı başkalarına okuyordu, onların da yaşaması için uğraşıyor, çalışıyordu.

Rasûlullah’ın dizinin dibinde yetişen ilk nesil Müslümanları da, Kur’an’ın sadece lafzını okuyup geçmediler. Tam tersine onlar Kur’an’ı düşünerek okudular, anlayarak ve inanarak da uyguladılar. Ayrıca onlar nazil olan her ayeti yüce Allah’tan gelen bir mesaj anlayışıyla karşılıyorlar, hükmünü hayatta tatbik etmek için okuyorlar, öğrendiklerini de vazgeçemeyecekleri bir ilke olarak yaşıyorlardı.


Ancak anlaşılmasının derecesi nedir? Kültür açısından her seviyedeki insan Kur’an ayetleri üzerinde yorum yapabilir mi? Peygamberimizin; “Kim Kur’an hakkında kendi görüşünce konuşursa cehennemdeki yerine hazırlansın.” (Müslim, Münafikûn, 40; Tirmizî, Tefsir,1) hadisine göre susulacak mı? Yoksa Kur’an’a uygun bir şekilde söz edilecek mi? Edilecekse bunun ölçüsü nedir?


Gerçek şu ki, Kur’an bütün insanlar için indirilmiştir. Rasûlullah (s.a.v) Veda hutbesinde  “Size iki emanet bırakıyorum, onlara tutunursanız sapıtmazsınız. Onlar da Allah’ın kitab’ı ve benim sünnetimdir”talimatını yüzbin kişiye –âlim-cahil seçmeden- vermiştir. Bu genel hitap da, herkesin ondan kabiliyeti ve ihtiyacı ölçüsünde, anlayıp ders alabileceğine işarettir. Dağdaki çobanın da, üniversitedeki profesörün de Kur’an’dan anlayacakları ve alacakları dersler vardır. 


Dolayısıyla herkesin Kur’an’ı anlama konusunda birbirleriyle eşit olmaları mümkün değildir. İbn Kuteybe’nin dediği gibi “Şayet K.Kerim’in tamamı, âlim- cahil herkesin anlayacağı tarzda açık olarak indirilmiş olsaydı,  insanlar arasındaki ilmî üstünlük kalkar, imtihan düşer ve kalpler ölürdü.” (İbn Kuteybe, Te’vil, s.86)


Zemahşeri ve ondan naklen Ebu Hayyan da Kur’an’ın anlaşılması konusunda özetle şöyle derler; “Kur’an’ın hepsi muhkem/herkes tarafından anlaşılabilir nitelikte olsa idi, herhangi bir açıklamaya ihtiyaç duymadan anlaşılabilseydi, bütün insanlar bunu kolaylıkla anlar ve araştırmaya, incelemeye ve akıl yürütmeye ihtiyaç kalmazdı. Bu durumda ilim yolu iptal edilmiş olurdu. (Zemahşerî, Keşşaf, 1/41; Ebû Hayan, Bahr,, 2/382). Böylece alimle-cahilin; ilimle-cehaletin farkı ortadan kalkar, ilim ve medeniyetle  ilerleme yolları tıkanmış olurdu ki, bu ne aklen, ne de naklen caizdir. Zira Yüce Allah K.Kerim’de ilim sahiplerinin derecelerinin yükseltileceğini (Mücadele:12) haber verirken; Rasulullah (s.a.v) de “Allah, kime hayrı dilerse onu dinde fakih/anlayışlı kılar” (Buharî, İlim, 10; Müslim, İmare, 175) buyurur. Şah Veliyyullah Dehlevi, ümmet içerisinde Allah’ın emriyle hareket eden, sapıklığa düşmeyen, Kur’an’ı toplum içinde koruyan âlimlerin bulunmasının vacip olduğunu söylerken de, bir toplum için âlimin zaruretine parmak basar. (Şah Veliyyullah ed-Dehlevî, Huccetullahi’l Bâliğa, 1/487)


Bütün bu ifadeler, “Kur’an’ı sadece âlimler anlar, avamın anlama imkânı yoktur” anlamına gelmez. K. Kerim’i, amatörce ve profesyonelce olmak üzere iki şekilde anlamak mümkündür. Kur’an, bütün insanlığa gönderildiği için her millet, onu kendi diline çevrilmiş mealinden amatörce okuyup anlayabilir. Bu okuyuşundan istikametini de düzeltebilir. Yeter ki ön yargısız, iyi niyetle okumaya başlasın. 


Birçok örneği içinde Sunday Expres gazetesinin bayan muhabiri Ridley, 2005 yılında Afganistan’da Taliban’a esir düştüğünde: “Çıkınca Kur'an-ı Kerim’i okuyup etüt etmeye söz verirsen serbest bırakırız” teklifine; “Söz veriyorum, serbest bırakırsanız Kur’an’ı okuyacağım” demiş ve serbest bırakılmıştı. Ridley, dürüst davranarak, serbest bırakılınca Kur’an’ın İngilizce mealini alarak okumaya başlamış, okudukça hidayet ışığını yakalamıştı. Sonunda Müslüman olduğunu açıkladı. Bu arada tabii bunun bedeli olarak işinden de olmuştu. 2005 Mayıs ayının gazeteleri, tv kanalları ve internet siteleri çarşaf çarşaf bu haberi naklederek sorular yağdırıyordu.  “Kur’an sizi nasıl etkiledi?” sorusuna şu çarpıcı cevabı veriyordu: “Nefes kesiciydi. Kur’an sanki bir hayat kılavuzudur. Okuduğum her şeyden etkilerdim. Özellikle kadın haklarından… Çünkü bize Müslüman kadının hep baskı altında olduğu anlatılırdı.”


Evet, amatörce ama iyi niyetle okunduğunda Kur’an; muhatabına, kendini ona yol gösterecek şekilde ifade etmektedir. Yaşamak niyetiyle anlamak için Kur’an’a yaklaşırsanız, kendinizi ondan koparamazsınız. Zaten Kur’an da yaşamak için anlamak maksadıyla okunmalıdır. Yoksa bir kültürden öteye geçmez. Yaşanmayan bilgi de ilim değil, malumat yığınıdır. Öyleyse Kur’an’ı öncelikle anlamak için okumalıyız; sonra da anladıklarımızı tutarlı bir yöntemle hayata taşımalıyız.
Şurası da önemlidir ki; amatörce okuyup faydalananlar, Kur’an’dan hüküm çıkarmaya kalkmamalıdırlar.

Hastalıklardan bahseden kalın bir tıp kitabını okuduğunuz zaman birçok hastalığın tedavi yöntemini ve korunma çarelerini öğrenmiş olursunuz. Ama reçete yazıp ameliyat yapmaya kalkamazsınız. Bunları yapabilmeniz için tıbbın belli bir dalında uzmanlaşmanız gerekir.

Kalın bir cilt kanun kitabını okuduğunuz zaman da anlarsınız ama avukatlık bürosu açamazsınız, savcı ve hâkimlik yapamazsınız. O meslekleri ancak o alanda ihtisas yapmış olanlar yapabilir. İşte bir Müslüman da Kur’an ve Sünnet kaynağını okur, büyük çapta istifade eder ve anladıklarını hayatına yansıtır. Fakat fetva vermeye ve ictihad yapmaya kalkamaz. Bu, profesyonelce bir iştir. Profesyonelce okuyup anlamak da ihtisas gerektirir.


Kur’an’ın anlaşılıp yorumlanmasıyla ilgili olarak İbn Abbas’dan yapılan nakilde insanlar dört kategoriye ayrılırlar:
1- Arapların bildiği yorum: Bu anlama ve yorumlama onların Arap dilindeki bilgilerine dayanan anlamadır. Bu da dil ve gramer bilgisidir. Arapça’ya her yönüyle hâkim olanların Kur’an’dan anladıkları elbette Arapça’dan anlamayanlardan çok farklı olacaktır. 
2- Herkesin bilmesi gereken yorum: Helal ve haramlarla ilgili ayetlerle tevhidi ifade eden ayetlerin anlaşılması ve yorumlanmasıdır. Bu lafızlar bir tek manasının dışında başka bir mana ifade etmezler. Allah’ın muradı da o tek manadır. Bu gibi ayetlerin manası kolay anlaşılır. Mesela; “Bil ki, Allah’tan başka ilah yoktur.” (Muhammed: 9) ve benzeri ayetlerde tevhid manası açıktır. Peygamber kıssalarını anlatan ayetler,  kolayca anlaşılan ayetler türündendir.  
3- Allah’tan başka kimsenin bilemeyeceği anlam: Bu müteşâbihin tefsiridir. Kim bunu bildiğini iddia ederse yalancıdır. Bunlar mukattaa harflerinin manası ile kıyametin kopma zamanı ve “ruh”un tefsiri ile ilgili ayetlerdir. Bu sayılanlar ictihad yoluyla bilinemez. Ancak ayet, hadis ve icma delilleri ile bilinir. 
4- Âlimlerin bildiği anlam ve yorum: Bu anlama şekli, ictihada dayanan anlama ve yorumlamadır. Âlimler bu tür yorumlarla ayetlerden hüküm çıkarır, mücmel ayetleri açıklar,  umum manalı ayetleri hususi manaya hamleder,  iki veya daha fazla anlam ifade eden lafızlar hakkında görüşler ileri sürerler. Bu da sırf görüş belirtmekle olmaz, görüşünü ispatlayıcı delilini getirmesi gerekir. (Zerkeşî, Burhân fî Ulûmi’l Kur’an, 2/165 vd.)


Öyleyse herkes kendi sınırını bilerek Kur’an’ı okumalı, kapasitesince manasını anlamalı ve öğrendiklerini hayatına yansıtmalıdır. Kendini aşan konularda da bir bilene sormalıdır. Çünkü o bizim kulluk kitabımızdır.


Görülüyor ki, hayat kitabımız Kur’an, sadece elitlere ve hocalara inmemiştir.  Bizde Katolik anlayış yoktur. Kur'an'ı anlamak için illa İlahiyat mezunu olmak gerekmiyor. Katolik din adamları halka "Siz kutsal kitabı anlayamazsınız. Onun için İncil’i okumayın. Onu ancak rahipler anlar. Siz rahiplerin sesine kulak verin" dedikleri gibi, müslüman halka "Siz Kur'an'ı anlayamazsınız. Sadece ilmihal kitaplarını okuyun. Özellikle mızraklıyı okuyun" deme hakkımız yoktur. Bu anlayış; “Papaz gibi bir imam, İncil gibi bir Kur’an ve Hıristiyanlık gibi bir İslam” üretmeye kalkışanların, tekelci ve beyhude gayretleridir.  


Kur’an’ı anlamak ve istikametimizi düzeltmek için önce bir sayfa Arapça orijinalini okumalı, sonra da mealini okuyarak rabbimizi anlamaya çalışmalıyız. Zararı yok önce kafamız karışsın. Kocakarı imanındaki taklitten sıyrılıp, okuduğu kitabı anlayarak, onun farkına vararak yaşayalım. Hocalar olarak, "Kur'an'ı sadece biz anlarız" tekebbüründen kurtulup, halka;"Mealini de okuyun, birçoğunu anlayacaksınız. Anlamadığınız, kafanızın karıştığı yerlerde tefsirlere bakın, bu imkânınız yoksa "İlim ehli âlimlere sorun” (Enbiya:7) ayeti gereği, bilenlere başvurun. Okuduğunuz mealden net olarak anladıklarınızı hayatınıza yansıtın, fetva vermeye kalkmayın” uyarısında bulunalım. 


Elbette bu arada yanlış yapanlar olacaktır. Haccac, Kur'an'ı zulmüne alet etti, Hz. Ömer de Kur'an'la adalet tesis etti. Şimdi Haccac'a kızarak Kur'an ahkâmına sırtımızı mı dönelim? Pireye kızıp yorgan yakılmaz, gâvura kızıp da oruç bozulmaz.

Okuduğu mealden hareket ederek ahkâm kesen mealcilere kızıp da Kur'an'ın anlaşılmasının önü kesilmez.

Eğer anlaşılmasının önünü kesersek, Kur'an sadece lafza indirgenir. İnsanlar papağan gibi okur ve bu alanda hatim sektörleri oluşur. “Dirileri ihya için inmiş olan” (Yasin:70) bu yüce kitabımız, mezarlık ve mevta kitabına dönüşür. Buna da kimsenin hakkı yoktur, haddimiz de değildir. Dünyada en çok okunan ama en az anlaşılan kitap Kur’an’dır. Artık bırakalım da, dünyada en çok okunan, fakat en az anlaşılan bu yüce Kitabımızı, aynı zamanda en çok anlaşılan kitap haline yükseltelim.

 Selam ve dua ile.


   Musab Seyithan ait diger başlıklar
Kur'an'da eleştiri
RAMAZAN MEKTEBİNDEN RIZA DİPLOMASI ALABİLMEK
Kur'an'ın anlaşılması ile ilgili yaklaşımlar
Ümmetin vahdetini parçalamak toplumsal şirktir
Kur'an'ı Sadece Elitler ya da Hocalar mı Anlar?
İnsanlar nasıl haşhaşileştirilirler?
İmamı Azam Allah'ı mı görmüş? Allah Allah...
Avrupa'daki Müslüman Gençlerin Sorunları
Kandil Gecelerinin tarihi arka planı
Kabe'de yatır mı var?
İslam'da kadının iş ve sosyal hayatı
Anayasa Değişikliğine Neden 'EVET' Diyoruz?

Derneğimiz
DERNEK BAŞKANLIĞI
DERNEĞİMİZ HAKKINDA
RİBAT EĞİTİM VAKFI
İLİM ve AİLE MEKTEBİ
GIDA HAYIR MARKET
EVLENDİRME
 
 Köşe Yazarlarımız 

Anket
İnternetten dini video ve dersleri düzenli takip eder misiniz ?
Düzenli izlerim
Arasıra izlerim
Dengeldiğimde izlerim
Konusu ilgimi çekerse izlerim
Kısa olursa izlerim
Uzun olursa izlerim
Haftada bir defa izlerim
Ayda bir defa izlerim
İzlemiyorum / İzlemem
 
Ana Sayfa - Tüzük - Yukarı Çık         
©  2005-2017   GOKKUŞAĞI AİLE DERNEĞİ | Gökkuşağı Aile Derneği
WebSite: VS MEDYA