DUYURULAR  SOSYAL MEDYA 
 

SMS sistemimize üye olmak için, iletişim bölümünden iletiniz.
Derneğimizin faaliyetlerinden, seminerlerinden, konferanslarından, derslerinden haberdar olabilirsiniz.
BİR SÖZ
Facebook
YouTube
Canlı Yayın
  EL MUKSİT Muksit [ Bütün işlerini denk ve birbirine uygun yerli yerinde yapan ] Ya Muksit ismini zikreden vesveseden, öfkeden, hiddetten, kalp sıkıntısından, şeytan şerrinden ve vesvesinden emin olur.Vesveseden kurtulmak için okunmalı. Eşler arasını düzeltmek için okunur.  
GİRİŞ AiLE MEKTEBi ViDEOLAR PSiKOLOJi FAALiYETLER ETKiNLiKLER iLETiŞiM
Bizden Haberler
Abdullah Büyük Videolar...
Haftalık Canlı Yayında Dersl...
Yeni binamızın açılışı yapıl...
Yaptığımız bazı dini broşürl...
 
Seminerlerimiz
AİLE MEKTEBİMİZİN 3. DERSİ A
AİLE MEKTEBİMİZİN 2. DERSİ =
AİLE MEKTEBİMİZİN 1. DERSİ =
 
Kalemden Kelama
 
Dost Sitelerimiz
 




 Aile Derneği


  Ah Şu İlahiyatçılarAynaya Bakabilseler
Ekleme Tarihi: 17.01.2011



Aynaya bakmak, güzel bir şey. Kişi, böylece kendine çeki düzen verir. İnsanların kınamasını gerektirecek nâhoş bir görüntüye meydan vermemiş olur. Dağınıklığını giderir. Onun için, insanlar evinden işine giderken aynaya bakıp kendine çeki düzen vermeden evinden çıkmaz. İş yerinde, amirinin makamına girmeden önce aynaya bakmayı ihmal etmez. Öğretmen; sınıfa, öğrencilerinin huzuruna, öğretmenler odasında bulunan aynaya bakıp varsa bir anormallik onu düzeltmeden girmez. Yani kısaca “aynaya bakmak” hayatımızın bir parçasıdır.
Maddi dünyamızda durum böyle de, acaba manevi olarak aynaya bakma hassasiyetimiz ne alemde. Dünya görüşü, yaşam biçimi, aileyi idare, çocuklarımızın inancımız doğrultusunda yetiştirilmesi, onların giyim-kuşamı, ibadet hayatı gibi noktalarda başkalarına söylemediğimizi bırakmazken, biz bunların neresindeyiz? Bu konuda hiç aynayı kendimize tutuyor muyuz? Yaz tatili nedeniyle bir hafta kadar Kayseri’de bulundum. Sözümü hiç çekinmeden söyleyebilecek kadar yakınım olan, on yedi yıllık Din Kültürü öğretmeni, yani İlahiyatçı bir kardeşimle bir yerde görüşmek nasip oldu.... Üniversite ikinci sınıfa geçmiş olan kızı da yanında idi. Daracık bir kot pantolon ve üstünde yine daracık bir badi, gerdan ve saçlar meydanda, sürdüğü parfüm on metreden haykırıyor…Yani, vücut hatları, bütün görkemiyle meydanda ve Rasulullah’ın (s.a.v) “giyinmiş ama çıplak” diye tanımladığı türden bir kılıkta... Kızını bu şekilde görünce kanım tepeme sıçradı. Çünkü çocukluğu ve gençliği benim yanımda geçmişti, sadece yediğimiz yemek ve içtiğimiz su ayrı giderdi. Bunun verdiği cesaretle:
-Hiç Allah’tan korkmuyor musun? Bu yeğenimin kıyafeti ne böyle? Neden onun cehennemi oluyorsun? İlahiyatta iken sana Tahrim suresinin 6. ayetini öğretmediler mi? “Ey iman edenler! Kendinizi ve aile fertlerinizi, yakıtı insan ve cehennem taşı olan ateşten koruyun” diye buyurmuyor mu o ayette? Nur suresi 31 ve Ahzab suresi 59. ayetlerde başörtüsü ve dış kıyafetten bahsetmiyor mu?
Cevabı ne olsa beğenirsiniz?
-“Senin takvan da bir metre bez mi?”
Evet, aynen böyle dedi. Şoke olmuştum. Sanki karşımda CHP’li bir milletvekili ile konuşuyor gibiydim. Allah’ın örtü emri ona göre bir bez parçası idi. Olsa da olurdu olmasa da...İnandığınızı yaşamazsanız, işte böyle yaşadığınızı inanç haline getirmiş oluyorsunuz… Elbette başörtüsü bir bez parçasıdır manifaturacının tezgahında... Sen onu kızının ve eşinin başını örtmek için kestirip aldığında artık o, Allah’ın bir emrini yerine getirme şeâiri/sembolü olmuştur ve kutsiyet kazanmıştır. İslam’da Yahudilerle ilk savaş, Medine çarşısında Müslüman bir bayanın örtüsüne uzanan elden sonra çıkmıştır. Maraş’ın “Kahraman” unvanını almasının sebebi; Fransız askerleri Maraş’ı istila ettiklerinde bir gurup kadının örtülerine yaptıkları müdahale sonucu, Cuma hutbesinde “hanımların harim-i ismeti ayaklar altına alınmışken size Cuma namazı kıldırmıyorum, onları bu topraklardan atana kadar size Cuma namazı farz değildir” diyen Sütçü İmam’ın cihadı başlatıp, Maraş’ı Fransız sürülerinden temizlemiş olmasıdır. İslam potasında yetişmiş Mü’min bir kadın, başörtüsünü çıkardığı zaman kendini çıplak zanneder...diye sıraladım ama yine aynen CHP’li milletvekillerinin ağzıyla konuşuyor gibi:
- Ne yani başörtüsü örtmeyenler gavur mu oluyorlar?
- Dediklerimden bu anlaşılmaz. Mü’min kadın ve erkeğin, Allah’ın emrini yerine getirme sorumluluğu vardır. Allah’ın muhkem olarak emrettiğini, inandığı halde yerine getirmeyen de büyük günah işlemiş olur. İnanmayarak ve hafife alarak yapmayan da –kim ne derse desin- kafir olur. Biz başlarını örtmeyenlere kafir demiyoruz. Hafife alıp alay ederek, onu bir bez parçası görerek örtünmeyenlerin, Kur’an ve Sünnet ölçeğinde aynaya bakmalarını öneriyoruz. Senin gibi bir İlahiyatçının olaya CHP’li milletvekillerinin veya onların çizgisinde olanların bakışı gibi bakmanı garipsiyor ve üzülüyorum.CHP’li olsan, onların siyasi ve dünyevî görüşlerini benimsesen yine üzülmeyeceğim. Ama tarihî süreçte İslamî ne kadar kutsal varsa ona karşı savaş açmış ve hâlâ da savaşını sürdüren bir güruhla aynı senfoniyi seslendirmen, bana müthiş bir garâbet geliyor.
Olay bununla da bitmiyor. Bizim bu İlahiyatçımız, Filistin’e destek için yapılan “boykot” çağrılarını şaçma buluyor. Çünkü artık ülkeler üretimleri kendi memleketlerinde yapıyorlarmış, dolayısı ile bundan ülke ekonomisi zarar görürmüş… Görsün… Ben burada rahat ve konforun içerisinde olacağım, televizyon karşısında gerinerek “vay be, şu yahudinin yaptığı vahşete bak, tuh tuh”larla züğürt tesellisi yapacağım, malım, canım hiç zarar görmeyecek, hiç bedel ödemeyeceğim ve zulüm de kendiliğinden duracak!!! Bu, sünnetullaha aykırıdır. “Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle yoksulluk ve sıkıntı gelip çattı, öyle sarsıldılar ki, Peygamber ve beraberindeki iman edenler ‘Allah’ın yardımı ne zaman gelecek?’ diyordu. Dikkat edin Allah’ın yardımı muhakkak yakındır.”(Bakara:214) ayeti, Müslümanların bedel ödemesi gerektiğini emrediyor. Maddi ve manevi olarak doğal enerjisini tüketmeden, Allah’ın yardım jeneratörünün devreye girmeyeceğini, ancak her şeyini ortaya koyarak “bittim Yarabbi” dediğinde “yettim kulum” denileceğini bildiriyor. “Müslümanlar bir vücudun organları gibidir. Organın birinin acı içinde olması, bütün vücudu rahatsız eder.” Filistin, Irak, Lübnan, Çeçenistan, Afganistan...gibi ülkelerde yaşayan Müslümanlar bizim birer uzvumuzdur. Onlar orada hayatlarından olurken, bizim burada ekonomimiz zayıflayacak ve kursağımıza coca-cola, nestle, pepsi vb. ABD ve yahudi patentli mallar girmeyecek ve bunları üreten kompradorlar krize girecekler diye zulme seyirci kalmak kadar aptalca bir anlayış olamaz. Orada bulunup savaşma gücüne sahip değilsin, bari bulunduğun ülkede yürüyüşler yapıp kınayarak dünya kamu oyunun dikkatini o zulme çek, insânî yardım kampanyalarına paranla destek ol, savaşı destekleyen müstekbir kafirlerin mallarını boykot et ve Müslüman kardeşlerinin zaferi için dua yap. Şu anda senin yapacakların en azından bunlar.
İlahiyatçı kardeşime bunları bir bir söyledim. Bana “Sen ayetleri sloganlaştırıyorsun” dedi. Ben de “O zaman sen de yukardaki ayeti güncelleştir bakalım nasıl güncelleştiriyorsan da biz de anlayalım” dedim ama bakışları ayeti ilk defa duyuyormuş gibiydi.
Bunlar, Kur’an’dan haberi olmayan İlahiyatçılardır. Olaylara bakarken Kur’an ve Sünneti merkeze koyamayanlar taifesinden…Tek bildikleri bir-iki gazete köşe yazarı, TV’lerdeki açık oturumlarda fikir serdeden materyalist, liberal, İslam düşmanı, laik, ateist kimselerin görüşleri. “Kur’an’dan alıp ilhamını, asrın idrakine söyletmelisin İslamını” anlayışı bunlardan çok uzaktır. Mezun oldukları bilgilere yeni bir şey eklemedikleri gibi, olanları da çarşı-pazar kültürüne kurban vermişler. İşte bu kafaya sahip olan Din Kültürü hocaları, “İlâhiyatlardan din alimleri değil, din tenkitçileri yetişmektedir” diyenleri haklı çıkarmaktadırlar.
Hemen şunu da belirtelim ki, bütün bunları söyleyen bu satırların sahibi de bir ilahiyatçıdır. Benim ne İlahiyat Fakültelerine ne de İlahiyatçı meslektaşlarıma bir düşmanlığım olamaz. Bu söylenenler tüm İlahiyatçıları da kapsamaz. Ama geneli itibariyle bir umursamazlık, “salla başını al maaşını, kıl beşini kurtar başını” anlayışı hakimdir. Öğrendikleri ve anlattıkları konular, acaba kendi hayatlarında ne kadar temsil ediliyor? Ben iddia ediyorum ki, sadece okullarda kendilerine sunulan müfredat planına mahkum olup, hiçbir sivil yapılanmada fahri görev almayan, sivil insanların islamî inşa ve ihyasında katkısı olmayan, yukarda anlattığım profildeki İlahiyatçılar, “dinin üzerinden ekmek yiyerek nemalanan din simsarlarıdır.” Aynen “Rabia” filmini çeviren Fatma Girik’in filmin sonuna kadar büyük kadın-velî Rabiatü’l Adeviyye gibi gözükmesi, senaryodaki rol dışında gerçek hayatta ise, bilinen hayatıyla bir Fatma Girik misali...Sınıfta müfredat programı sınırları içinde Allah’tan, emir ve yasaklarından, aile hayatında İslam’ca yaşamaktan bahseden, fakat okuldaki rolü bitip gerçek hayata dönünce anlattıkları ile çelişen bir Din Kültürcü... Artistlik yapmayın İlahiyatçı meslektaşlarım…Dini bir kültür olarak görmeyin…O, bir hayat nizamıdır… “Başkasına talkın verip, salkımı kendiniz yutmayın.” Kulakları çınlasın Mikdat Sevim diye İlahiyatçı öğretmen bir ağabeyimiz vardı da “Halkın Müslüman olmasını istiyorsanız, önce hocaları Müslüman edeceksiniz” derdi. Ne kadar haklı imiş. Ellerinden öpüyorum.
İlahiyatçılar olarak şu ayet doğrultusunda aynayı bir kez daha kendimize tutalım: “İnsanlara iyiliği emredersiniz de kendi nefislerinizi unutur musunuz? Halbuki siz Kitabı okursunuz, hiç düşünmez misiniz” (Bakara:44).
Selam ve dua ile.

Mikdat ÖCCÜ - İlahiyatçı

   Aile Derneği ait diger başlıklar
Peygamber Efendimizin (SAV) Öğütleri
ŞÜKÜR GÖZÜ
DÜNYEVÎLEŞME
Ah Şu İlahiyatçılarAynaya Bakabilseler
SÜNNET-İ SENİYE Mİ? KILIBIKLIK MI?
SAHİ BİZ İNSANDIK DEĞİL Mİ?
KARANLIK GECEDE YOL GÖSTEREN BİR YILDIZ
EY SEVGİLİ ŞİİR

Derneğimiz
DERNEK BAŞKANLIĞI
DERNEĞİMİZ HAKKINDA
RİBAT EĞİTİM VAKFI
İLİM ve AİLE MEKTEBİ
GIDA HAYIR MARKET
EVLENDİRME
 
 Köşe Yazarlarımız 

Anket
İnternetten dini video ve dersleri düzenli takip eder misiniz ?
Düzenli izlerim
Arasıra izlerim
Dengeldiğimde izlerim
Konusu ilgimi çekerse izlerim
Kısa olursa izlerim
Uzun olursa izlerim
Haftada bir defa izlerim
Ayda bir defa izlerim
İzlemiyorum / İzlemem
 
Ana Sayfa - Tüzük - Yukarı Çık         
©  2005-2017   GOKKUŞAĞI AİLE DERNEĞİ | Gökkuşağı Aile Derneği
WebSite: VS MEDYA