DUYURULAR  SOSYAL MEDYA 
 
7-8 EKİM 2017 DE BAŞLAYACAK OLAN AŞAĞIDA KONULARI VE İÇERİĞİ BELİRTİLEN PROGRAM EKİM AYININ HER CUMARTESİ VE PAZAR GÜNLERİ SAAT 09:00-17:00 SAATLERİ ARASINDA ERKEKLER VE BAYANLAR AYRI OLMAK ÜZERE  YAPILACAKTIR

NOT:DÖRT(4)HAFTA SÜRECEKTİR DEVAMLILIK MECBURİDİR  

Erkekler:  Salih YILDIRIM
0 505 706 05 04
Bayanlar: Zehra YILDIRIM
0 505 733 35 65
BİR SÖZ
Facebook
YouTube
Canlı Yayın
  ER RAKÎB Rakib [ Bütün varlığı gözeten bütün işleri murakabe eden ] 7 kere malı, evladı ya da kendine okursa afetlerden muahafaza olur.hamile kadın 312 kere okursa doğumda zahmet çekmez.  
GİRİŞ AiLE MEKTEBi ViDEOLAR PSiKOLOJi FAALiYETLER ETKiNLiKLER iLETiŞiM
Bizden Haberler
Abdullah Büyük Videolar...
Haftalık Canlı Yayında Dersl...
Yeni binamızın açılışı yapıl...
Yaptığımız bazı dini broşürl...
 
Kalemden Kelama
Kuran sünneti nasıl savunur ...
Kuran yeterliyse hadislere n...
Güzel Hayat...
Ah Bilmiş Olsaydım...
 
Seminerlerimiz
AİLE MEKTEBİMİZİN 3. DERSİ A
AİLE MEKTEBİMİZİN 2. DERSİ =
AİLE MEKTEBİMİZİN 1. DERSİ =
 
Dost Sitelerimiz
 




 Aile Derneği


  DÜNYEVÎLEŞME
Ekleme Tarihi: 17.01.2011



Günümüz dünyasında insanımız; maddeyi ele geçirme hırsı, inanç ve prensipten üstün tutma eğilimi ve dünyayı ahirete tercih etme arzu ve uygulamasının kıskacı altındadır. "Sahip olma" duygusunun tutkuya dönüşmesine "hırs" denir. İnsanoğlunun temel zaaflarından biri olan bu duygu; terbiye edilmediği zaman, insanın gözünü, gönlünü ve zihnini bürüyerek, onu esir eder. Para, mal, makam, şöhret gibi her türlü dünyalık onun duygu, düşünce ve basiretini dünyaya bağlayarak, boynundaki tasmaya, bileğindeki kelepçeye, ayağındaki prangaya dönüşür. O, artık "dünyevileşmiş" bir tiptir. Dünyevileşmiş tip, hiç bir dünyalığa sahip olamaz. Çünkü bütün dünyalıklar ona çoktan sahip olmuştur. Eşyanın, emrine verildiği insan, eşyanın emrine girmiştir. Dünyanın efendisi olan insan, dünyanın kulu haline gelmiştir. Bu ise insanın insanlığına yapılabilecek en büyük hakarettir.
            İnsanın eşyaya kul olması, kula kul olmasından daha vahim bir sapmadır. İşte bu noktada "din" insanı kendi zaaflarından korumak için devreye girmektedir. Dinin gayesi, insanın "insanlığını" muhafazadır. İnsanın insanlığı ise, biyolojik varlığından çok, ruhî varlığı ile kâimdir. Dolayısıyla din, insanın geçici yanından cok kalıcı boyutunu öne çıkarır. İlahi nizamda beden, bu muhteşem maziyi muhteşem bir istikbale taşıyan bir binektir. Bedenle ilgili olan her şey ise "dünya olarak adlandırılır. Dinin amacı, dünyanın, insanla ebedî istikbali arasındaki bağları koparmasına engel olmak, eğer bu bağlar kopmuşsa, onları yeniden bağlamaktır. Din, dünya ile ahiret arasındaki atılan köprüleri yeniden imar eder. Peygamberler ise, insana ebedî istikbalini hatırlatan uyarıcılardır.
Yüce dinimiz, ortaya koymuş olduğu hayat programı ile dünya ve ahiret karşısındaki "duruşumuzu" belirlemiştir. Dünya ve ahiretle ilgili uymamız gereken ilkeleri tespit etmiştir.
Dünya denen şey, üzerinde yaşadığımız gezegen olan dünya değildir. Bu sohbetimizde ortaya koyacağımız dünya, İmam Gazali'nin ifadesiyle "Kişiyi Rabbinden alıkoyan her şeydir." İçinde yaşadığımız gezegenin nimetlerinden istifade ederken o nimetlerin sahibini unutup, nimetin içinde kaybolma nankörlüğüdür dünyevileşme... Ya da o nimetleri paylaşmada ve Allah'ın dininin yeniden ihyası için seferber olma noktasında egoistçe davranmadır.
Dünya ve ahiret dengesini kuran bir ayeti kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyurur: "Allah'ın sana verdiği mal ile/onu Allah yolunda harcayarak ahiret yurdunu ara. Dünyadan nasibini de unutma!ihtiyacın kadarını sakla. Allah'ın sana ihsan ettiği gibi sen de İNFAK ETMEK suretiyle iyilikte bulun. Yeryüzünde fesat arama, çünkü Allah fesatçıları sevmez." (28 Kasas, 77)
Rasûlullah (s.a.v.) de şöyle buyurmuştur: "Akıllı kişi, nefsine hakim olan ve ölüm sonrası/ahiret için çalışandır. Aciz/sefih kişi de, nefsini, hevâsına tâbi kılan ve Allah'tan dileklerde bulunup duran (bunu yeterli sayan) dır." (1) Her sistem ve hatta her insana göre bir "akıllı kişi" tarifi vardır. İslam Peygamberinin tarif ettiği akıllı kişi “dünyada işini yoluna koyup ahireti unutan” değildir. O’na göre Akıllı kişi, sınırlı dünya hayatını , ahireti kazandıracak şekilde dizayn edendir.
Nefse hakimiyet" hayata, aklı egemen kılmak demektir. Ahiret ise, vahyin ışıklandırdığı aklın hakimiyetindeki güzel bir hayatın doğal boyutudur. Zaten sevgili Peygamberimiz bir başka hadislerinde "İşlerin aslı/değeri sonuçlarına göre ölçülür." (2) buyurmaktadır. İnsanın iyisi de tam anlamıyla ahirette belli olur. Orada, hayatın hesabını yüz akıyla verebilen kişi, dünyayı iyilikleriyle ahirete taşıyabilen bahtiyar kişdir. Onun hakkında dünyalıların değerlendirmesinin şöyle veya böyle olması hiçbir anlam ve önem taşımamaktadır. Davranışları, ahiretteki sonuçlarını dikkate alarak değerlendiren insan, dünyayı ve dünyalıları da layık oldukları şekilde değerlendirecektir. Bu şekilde "Çevresini aşmış insanlar" da işte bu manada "akıllı" kişilerdir. (3)
Yüce dinimize göre dünya da ahiret de Allah'ındır. (4) Kur'an-ı Kerim'de dünya ve ahiret kelimeleri 115'er defa geçmektedir.(5) Kur'an'da hem dünya hem de ahiretle ilgili cezalar yer almaktadır. Kitabımızda çok defa, dünyevî nimetlerden bahseden ayetleri ahiret nimetlerini konu edinen ayetler takip eder. Tercih hakkı, ebediliğinden ötürü ahirettir.(6) İslam'da dünya, iman ve amel; ahiret, hesap ve adalet yeridir. Ahiretteki hesap da; dünyanın mal, evlat ve makam gibi değerleri değil, bunların kullanılışları olacaktır. (7) Bu konuda Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurur: "Sizin hayırlınız, ahiren için dünyasını, dünyası için ahiretini terk etmeyip her ikisini birlikte yürüteninizdir. Zira dünya, ahirete ulaştırıcı bir vasıtadır. Sakın insanlara yük olmayınız." (8) Dünya ve nimetleri ile ilgili Kur'an'ımızın şu tespitlerini de gözden kaçırmamalıyız: "De ki; Allah'ın kulları için çıkardığı zineti, temiz ve hoş rızıkları kim haram etmiş? De ki; onlar dünya hayatında iman edenler içindir. Kıyamet günü ise sadece o mü'minlere mahsustur. Böylece ayetleri bilen kimselere açıklıyoruz-" (7 A'raf, 32)
Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı o en temiz ve güzel şeyleri haram kılmayın. Haddi aşmayın. Çünkü Allah haddi aşanları sevmez. Allah'ın size rızık olarak verdiği şeylerden helal ve temiz olarak yiyin, inandığınız Allah'tan hakkıyla korkun." (5 Mâide, 87-88) Bu ayetlerin açıklanmasında Merhum Elmalılı M.Hamdi Yazır şu cümleye yer vermektedir: "Ne Allah'ın nimetlerini beğenmemek, onlardan kaçınmak gibi nankörlük, ne de bu dünya nimetlerini amelin gayesi zannedip Allah’tan ve ahiretten gaflet ederek hırs ve şehvetin esiri olunuz.”(9)
Dünya ve ahiretle ilgili Kitap ve Sünnetin ortaya koyduğu değerlendirme, ana hatlarıyla bunlardır. Bugün Müslüman insanımız bu dengenin neresindedir? Dünyayı değerlendirirken acaba ahiret gündeminin kaçıncı maddesidir? "Bugün Allah için ne yaptın?1' oto-kontrolünü yapabilmekte midir?
Sonlu ve sınırlı olan dünya huzurunu küçük görmek mümkün değildir. Sonsuz ve sınırsız olan ahiret mutluluğu ona bağlıdır. Dinimizin ana gayesi müslümanların dünya ve ahiret mutluluklarını temin etmektir. Zaten dünyanın imarı aslında bizatihi gaye değildir. Ancak ahiretin mamur olması için dünyanın imar edilmesi gerekmektedir. Kişi; dünyasını, ahiretini ma'mur edebilecek bir şekilde imar etmelidir. İşte bugün sancımız budur. Batı standartlarında dünyayı anlamlandırmak bugün için müslümanların karşısındaki en büyük handikaptır. Gelir seviyesi normal iken İslamî hassasiyetini çok kavi gördüğünüz bir müslümanın zengin olduktan sonra asimle olduğunu, kimlik erozyonuna uğradığını, kapitalistçe düşüncelere sahip bulunduğunu görürsünüz. Bu asimilasyon, şirket ya da holding sahibi olduğunda daha da ileri boyutta seyretmektedir.
Elbette maddi varlıklarının büyük bir kısmını, Allah yolunda infak eden zenginlerimiz vardır. Fakat genelde tanıdığımız ya da uygulamalarından algıladığımız kadarıyla birçok zenginimiz, Allah'ın bir lütfü ve imtihan vesilesi olarak kendine bahşettiği bu imkanları, öncelikle aile efradı ve yakın çevresiyle lüks bir hayat yaşama uğruna çar-çur etmektedir. Halbuki duyarlı Müslüman-zenginin birinci önceliği, kapitalist ailelerin lüksüne özenmek değil "Bugün için Allah'ın dininin ihyası konusunda projem ne olmalı? Gerek  "insan" inşası gerekse müesseseleşme noktasında, kitleye Allah'ın dinini bütün berraklığı ile ulaştırmada diğer zengin Müslümanlarla nasıl bir organizeye girmeliyiz?" meselesi olmalıdır. Günümüzün en büyük malla yapılan cihadı budur. Amaçlarla araçları birbirine karıştırmamak gerekir. Amaç "zengin olmak" için para kazanmak değildir. Kazanılan "para aracını", gaye olan "Allah'a has bir kul olmak" için, O'nun rızasına uygun harcamada bulunmaktır.
Rasûlullah (s.a.v.)'den Abdullah b.Ömer(r.a.) tarafından rivayet edilen şu hadis, İslam toplumunu asıl amaçtan uzaklaştırıp dünyevîleştiren üç duruma dikkat çekerek uyarıda bulunur: "İnsanlar, Allah yolunda cihadı terk ederek, altın ve gümüş konusunda cimri davranır, lyne (10) yoluyla alış-veriş yapar ve sığırların kuyruğuna yapışırsa Allah onlara bir bela indirir ve dinlerine dönünceye kadar bunu onlardan kaldırmaz." (l l)
Avrupalı bir aydın iken daha sonra hidayete eren Prof, Dr. Muhammed Esed, Batı insanının durumunu şöyle dile getirmektedir; "Avrupa'daki insanların geneli, demokrat olsun, faşist olsun, kapitalist veya sosyalist olsun, fikir veya iş adamı olsun ancak ve ancak bir tek din bilmektedir ki, o da maddi terakkiye/yükselmeye, ibadet edip hayatın birinci gayesinin, insan yaşayışını kolaylaştırmak olduğuna inanmaktır. Bu dinin mabedleri fabrikalar, sinema avluları, dans salonları ve elektrik santralleridir. Onun kahinleri, din adamları da bankerler, mühendisler, sinema yıldızları, ticaret ve sanat erbabı, havacılar ve uçuş kahramanlarıdır." (12)
Bugün Avrupaî tarzda şirketleşip holdingleşerek kalkınırken, ruhen de onlara benzememek için İslam'ın "mal" a getirdiği bakış ile zenginliğin Allah'ın rızasına uygun nasıl değerlendirileceği konusunda sağlam bir bilgi donanımının ve şuurlu bir alt yapının oluşturulması gerekir. Yoksa müslümanların şirketleşmeleri, holdingleşmeleri, yüksek meblağlarda para sahibi olmaları yadırganacak bir iş değildir. Zengin müslümanlar elbette olsun. Ama Islamî sorumluluğunu da bilsin. Sahabenin zenginlerini örnek alsın. Gerektiğinde İslam davası için malının tamamını ya da yarısını verebilsin. Bugün "iyiliği emir, kötülüğe engel olma" farziyetinin hakkıyla yapılabilmesi için büyük maddi organizasyonlara ihtiyaç vardır. Bunun için de dünyevîleşmemiş duyarlı zengin müslümanlara muhtacız!




   Aile Derneği ait diger başlıklar
Peygamber Efendimizin (SAV) Öğütleri
ŞÜKÜR GÖZÜ
DÜNYEVÎLEŞME
Ah Şu İlahiyatçılarAynaya Bakabilseler
SÜNNET-İ SENİYE Mİ? KILIBIKLIK MI?
SAHİ BİZ İNSANDIK DEĞİL Mİ?
KARANLIK GECEDE YOL GÖSTEREN BİR YILDIZ
EY SEVGİLİ ŞİİR

Derneğimiz
DERNEK BAŞKANLIĞI
DERNEĞİMİZ HAKKINDA
RİBAT EĞİTİM VAKFI
İLİM ve AİLE MEKTEBİ
GIDA HAYIR MARKET
EVLENDİRME
 
 Köşe Yazarlarımız 

Anket
İnternetten dini video ve dersleri düzenli takip eder misiniz ?
Düzenli izlerim
Arasıra izlerim
Dengeldiğimde izlerim
Konusu ilgimi çekerse izlerim
Kısa olursa izlerim
Uzun olursa izlerim
Haftada bir defa izlerim
Ayda bir defa izlerim
İzlemiyorum / İzlemem
 
Ana Sayfa - Tüzük - Yukarı Çık         
©  2005-2017   GOKKUŞAĞI AİLE DERNEĞİ | Gökkuşağı Aile Derneği
WebSite: VS MEDYA